Viktor Larkhill

Archive for June, 2009

BASIN BÜLTENİ: Genç Sahip Çıkalım!

In Uncategorized on June 30, 2009 at 10:14 am

Eğitim, dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır.

Nelson Mandela

Çocuklarımıza verdiğimiz eğitim onların bundan sonraki yaşamlarında takip edecekleri çizgiyi belirler ve toplumumuzun geleceğini şekillendirir.

Bunu düşünerek, Sahip Çıkalım! şimdiye kadar giriştiğimiz en iddialı girişimi başlatıyor; Genç Sahip Çıkalım!

Bu grup Türkiye’deki en önemli internet-merkezli eğitsel grup olacak. Amacımız, ülkemize hayvansever kuşaklar yetiştirmek.

Bu, çok özel olduğu kadar çok da farklı bir biçımde yönetilecek bir grup olacak:

Grubun ve grubun blog sayfasının yöneticisi, en genç üyelerimizden biri olan Zeynep Dal. Zeynep insanlıkta iyi olan ne varsa içinde barındırıyor. Okulda son derece başarılı, açık fikirli, şefkatli, sosyal ve eğlenceli, inanılmaz bir genç kız. Zeynep aynı zamanda yaşının çok ötesinde birr uh derinliğine sahip. Ama Zeynep’i başkalarından ayıran başlıca özelliği hayvanlara olan sevgi ve anlayışı.

Zeynep bu görevinde yalnız bırakılmayacak. Arkasında ona Türkiye’nin gençlerine güçlü bir hayvanlara sevgi, saygı ve şefkat mesajı göndermesinde destek olacak eğitimciler ve tasarımcılardan oluşan bir ekip bulunacak.

Zeynep Dal Türk çocukları için bir örnek. Ve eminiz ki basındaki arkadaşlarımız bize Zeynep’i tanınan bir isim yapmakta, bu girişimi yaymakta, böylece ülkemizi ve dünyayı daha iyi kılmakta yardım edeceklerdir.

Anne-Babalara bir not: Sahip Çıkalım! üyeleri olarak lütfen çocuklarınızı Genç Sahip Çıkalım!’a üye olmaya davet edin!

Anne-Baba olmayanlara bir not: Yeğenleriniz, kuzenleriniz, arkadaşlarınızın çocukları… Davet edin, bizimle yürüsünler.

Young Let's Adopt!

Young Let's Adopt!

Saygılarımla,

Viktor Larkhill

PRESS RELEASE: Young Let’s Adopt!

In Uncategorized on June 30, 2009 at 7:39 am

Education is the most powerful weapon, which you can use to change the world.

Nelson Mandela

The education our children receive today will establish their course in life and shape our society in the future.

This in mind, Let’s Adopt! launches its most ambitious initiative today, Young Let’s Adopt!

This group will become the most important internet-based educational group in Turkey. Our goal is, help cultivate future generations of animal lovers in our country.

This is going to be a very special group, and very different in the way other groups are run:

The Administrator of Young Let’s Adopt! and the group’s blog, youngletsadopt.wordpress.com will be Zeynep Dal, one of our youngest members. Zeynep embodies what is good about humanity. She is an incredible young girl who excels at school; she is open minded, generous, social and fun. Zeynep has also a depth of character far beyond her years. But what truly sets Zeynep in a league of her own is her love and understanding of animals.

Zeynep will not be alone in this task though. Assisting her there will be a complete team of educators and designers who will help her send the young people of Turkey a powerful message of love, respect and care for all animals.

Zeynep Dal is a role model for the children of Turkey. We are confident that our friends in the media will help us make Zeynep a household name and help this initiative in its goal, to improve the country and the world.

A note to all parents: As a member of our group please invite your children to be members of Young Let’s Adopt!

A note to those who are not parents: Cousins, nieces, nephews, children of your friends… Invite them, let them walk with us!.. HERE!!!

Young Let's Adopt!

Young Let's Adopt!

Kind regards

Viktor Larkhill

Fare dişsiz kaldı

In Uncategorized on June 27, 2009 at 10:52 pm

Nuray Sakar

Yıllardır Türkiye’deki hayvanseverlerin itibarı birtakım internet tahrikçiklerinin durmak bilmeyen, ahlaksızca tacizine tarafından kirletilmeye çalışıldı.

Hayvanseverlik kisvesi altında HAYKOD çevresinde toplanan bu acaip gurup mükemmel insanları terörize edip adlarına leke sürdüler.

Sahip Çıkalım! bu gülünç iddialara ve saldırılara yanıt vermeme politikası izlemektedir. Biz, tam bir şeffaflıkla üzerimize düşeni yapmayı sürdürmüş ve ülkenin en büyük hayvan hakları örgütü haline gelmiş bulunuyoruz.

Bu, yapmamız gerekenleri yapmıyor olduğumuz anlamına gelmiyor elbette.

Biraz sonra görecek olduğunuz belgeler, (ne kadar kalacağı belli olmaz ama) Boğaziçi Üniversitesinde memur olarak çalışan Nuray Şakar hakkında açılan davalara ait.

Bu belgelerde Avukat Ahmet Kemal Şenpolat’a yönelik olmadık taciz ve hakaretler göreceksiniz.

Konuya ciddiyetle yaklaşan mahkeme Nuray Şakar’ı sorguladı, evini aradı ve bilsayarının hard diskine el koydu. Nuray Şakar Ahmet Kemal Şenpolat’la bağlantıya geçmekten men edildi.

Dertleri bununla da kalmayacak. Pazartesi günü, biz de üç kişi hakkında kendi davamızı açåcağız; Gamze Erkök Neer, Hamiyet Şahin ve Nuray Şakar.

Gamze Erkök Amerika’da yaşıyor. Uzunca bir süre deTürkiye’ye dönemeyecek çünkü burada hakkında açılan davalar var. Hamiyet Şahin ve Nuray Şakar da pek uzağa kaçamayacaklar.

Bundan sonra Nuray Şakar’dan  pek fazla ses çıkacağını sanmıyoruz. Bu davalarla birlikte açık ve net de bir mesaj gönderiyoruz. Yaptıklarınız bundan böyle yanınıza kalmayacak.

Fare dişsiz kaldı.

Nuray Sakar - house search_Page_01

Nuray Sakar - house search_Page_01

Nuray Sakar - house search_Page_02

Nuray Sakar - house search_Page_02

Nuray Sakar - house search_Page_03

Nuray Sakar - house search_Page_03

Nuray Sakar - house search_Page_04

Nuray Sakar - house search_Page_04

Nuray Sakar - house search_Page_05

Nuray Sakar - house search_Page_05

Nuray Sakar - house search_Page_06

Nuray Sakar - house search_Page_06

Nuray Sakar - house search_Page_07

Nuray Sakar - house search_Page_07

Nuray Sakar - house search_Page_09

Nuray Sakar - house search_Page_09

Nuray Sakar - house search_Page_10

Nuray Sakar - house search_Page_10

Nuray Sakar - house search_Page_08

Nuray Sakar - house search_Page_08

Nuray Sakar Indictment

Nuray Sakar Indictment

Nuray Sakar Preliminary Injunction

Nuray Sakar Preliminary Injunction

The rat has lost her teeth

In Uncategorized on June 27, 2009 at 9:18 pm
Snake-Loses-Her-Teeth moustache

Nuray Sakar

For years the reputation of  Turkish animal lovers has been soiled by the continuous and vicious slander of a gang of internet agitators.

Under the cover of an animal welfare organization, HAYKOD, a motley crew of individuals have terrorized wonderful people, who demoralized, have seen their reputations tarnished.

Lets Adopt! has made a policy of not replying to ridiculous rumors and attacks. We continued doing what we do, with total transparency until we have become the country’s largest animal welfare network.

Still, this doesn’t mean we don’t take measures.

The documents you are about to see are the court files of Nuray Sakar, until now staff at Bogazici University (for how long remains to be seen)…

In it the documents describe a series of henious crimes and insults against one person, Ahmet Kemal Senpolat.

The court took the matter seriously and this is the result. Nuray Sakar was interrogated,  her house searched, her computer hard drive seized. She has been banned for communicating with Ahmet Kemal Senpolat.

Her problems won’t end here though… on Monday we will open our own case for slander against three people, Nuray Sakar, Gamze Erkok and Hamiyet Sahin.

Gamze Erkok lives in the US. She won’t be returning to Turkey for a very long while as she has causes pending here, Hamiyet Sahin and Nuray Sakar wont be able to run too far.
It is highly unlikely that we will hear from Nuray Sakar again.  With this we send a clear and unequivocal message. Some behaviors wont be tolerated any longer.

The rat has lost her teeth.

Nuray Sakar - house search_Page_01

Nuray Sakar - house search_Page_01

Nuray Sakar - house search_Page_02

Nuray Sakar - house search_Page_02

Nuray Sakar - house search_Page_03

Nuray Sakar - house search_Page_03

Nuray Sakar - house search_Page_04

Nuray Sakar - house search_Page_04

Nuray Sakar - house search_Page_05

Nuray Sakar - house search_Page_05

Nuray Sakar - house search_Page_06

Nuray Sakar - house search_Page_06

Nuray Sakar - house search_Page_07

Nuray Sakar - house search_Page_07

Nuray Sakar - house search_Page_08

Nuray Sakar - house search_Page_08

Nuray Sakar - house search_Page_09

Nuray Sakar - house search_Page_09

Nuray Sakar - house search_Page_10

Nuray Sakar - house search_Page_10

Nuray Sakar Indictment

Nuray Sakar Indictment

Nuray Sakar Preliminary Injunction

Nuray Sakar Preliminary Injunction

Yalnız

In Uncategorized on June 26, 2009 at 4:42 pm
Alone

Yalnız

Yalnız

Sevgili arkadaşlar,

Bugünkü yazı hayvanlarla değil insanlarla ilgili. İnsanlarla, ve değişiklikle…

Sahip Çıkalım – Let’s Adopt Türkiye’deki hayvan koruma ortamını tamamen değiştirdi.

Birden bire, statükoyu değiştirmeye kararlı bir grup sabit fikirli insan çıktı ortaya.

Sahip Çıkalım – Let’s Adopt’un ortaya çıkmasından önceki statüko neydi? O kadar da eski olmadığına göre hatırlamanız zor olmasa gerek.

Yalnız.

Yalnız, çevrenizdeki olayların gelişmesini izlerken uzun süre kendinizi nasıl hissettiğinizdir… Suç teşkil eden davranışlar ve sistemli yalancılıkla meşgul belediyeler, en temel sözlerini unutum hayvanlarını sokakların acımasız yaşamına terk eden hayvan sahipleri, her gün vahşice hayvanlara zulüm eden sayısız insan, etkilerine tanık olduğunuz ve ruhunuzun çaresizlik içinde haykırmasına neden olan davranışlar… Etrafındaki insanlar da pek yardımcı olmuyorlardı. Aileniz, hayvanlara karşı hissettikleriniz yüzünden size sırt çevirdi, anne babanız siz ortada yokken ağladığı için köpeğinizi dışarı attı, kocanız kurtardığınız kedi yavrularından kurtulmadığınız takdirde sizi terk etmekle tehdit etti.

Yalnızdınız.

Sonra, insanlara en önemli şeyi sunan bir grup çıktı ortaya. Bir bağlantı. Bir kabile. Sahip Çıkalım – Let’s Adopt size, sizin gibi insanlarla bağlantı kurma olanağını sundu. Size başkalarından destek alma, basit bir önerme çerçevesinde arkadaşlıklar kurma, hayvanlara sevgi ve saygı gösterme olanağını, bir yaşam tarzını sundu.

birden herşey değişmeye başladı. O yıllar süren yalnızlığın bir hayalden ibaret olduğunu düşünmeye başladınız. Aslında sizin gibi başkaları da vardı. Pek çok başkaları. Yolun aşağısında, her gece evinin rahatını bırakıp mahalledeki başıboş hayvanları beslemeye çıkan şu bey vardı. Birkaç yüz metre ilerde, hayatlarını yaralı hayvanları kurtarıp, rehabilite edip onlara ev bulmaya adamış çok tatlı bir çift vardı… birden bu insanlar sizin etrafınızdaydılar.

Sahip Çıkalım – Let’s Adopt hiç bir şey yapmadı, sadece o bağlantıyı kurdu.

Sahip Çıkalım – Let’s Adopt çok özel insanların bir ağıdır. Sizin gibi, grubun gücünden güç alan, inanılmaz şeyler başarmaya kararlı, ve en önemlisi, örnek olarak önderlik eden insanlar…

Hepsini kurtaramayız. Üyelerin sayısı ne kadar çok olursa olsun, eylemlerimiz üyelerimizin çalışmalarıyla sınırlıdır. Ama size yolunu öğretebiliriz, SİZ bir kurtarıcı olabilirsiniz, ve SİZ diğerlerine yolunu öğretebilirsiniz.

Doğal olarak, bu yeni yaklaşım insanları rahatsız etti. Birden bire, bugüne kadar komplo teorileri ve anlamsız yalanlarla kafanızı ütülemeye çalışan küçük bir doyumsuz insan grubu kendilerini tehdit altında hissettiler ve yaz sonundaki sivrisinekler gibi daha saldırganlaştılar. Emaillerle akıl almaz yalanlar, ancak zayıf bir beyinde şüphe yaratacak suçlamalar gidip gelmeye başladı. Sorun şu ki, zayıf beyinler yer yerde var. Suçlayıcılar, hepimizin ortak bir yönünü, vatan sevgisini harekete geçirecek düğmeye basmaya çalıştılar.

Birden bire bu doyumsuz kişiler Sahip Çıkalım – Let’s Adopt’un ülkenizin imajını lekelemeye çalıştığını, Sahip Çıkalım – Let’s Adopt’un Türk Milletini küçük düşürmeye çalışan global bir komplonun bir parçası olduğunu söylemeye başladılar.

Bu suçlamalar öyle anlamsız ve akıl almaz ki, onları ortadan kaldırmak için bir çaba harcamayacağız. Onlara inanmaya hazır zayıf beyinli insanlar, küçük yeşil adamlara inandıkları gibi, bunlara da inanacaktır. O zayıf beyinler hasata hazır, ve arada sırada kanuni yollara başvurup onları af diler halde dize getirmekten (daha önce oldu) başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Yapabileceğimiz şey çalışmaya devam etmektir. SİZİN yapabileceğiniz, şimdiye kadar yaptıklarınıza, yardım etmeye, hayvanları kurtarmaya, haksızlıklarla mücadele etmeye, doğruları söylemeye, ve bütün bunları artık yalnız olmadığınızın bilincinde olmanın verdiği cesaret ve kararlılıkla yapmaya devam etmektir!!!

Bağlantıyı kurmaya devam edin. Bugün sizleri, arkadaş listenizdeki her bir kişiyi Sahip Çıkalım – Let’s Adopt’a üye olmaya davet ederek bu harika grubun erişim alanını ve etkisini genişletmeye davet ediyorum. Bunu bugün yapın, çünkü o insan kalabalıkları arasında hala sizin bu grubu bulmadan önce hissettiğiniz gibi kendini yalnız hissedenler var.

Arkadaşlarınızı bugün davet edin.

http://www.facebook.com/groups.php?id=1314867706&gv=12#/group.php?gid=7736862020

En iyi dileklerimle,

Viktor Larkhill

Alone

In Uncategorized on June 26, 2009 at 4:46 am
Alone

Alone

Dear Friends,

The post today is not about animals but about people. It is about people and its about change.

Lets Adopt has completely changed the animal protection environment in Turkey.

From seemingly out of nowhere arrived a group of single minded individuals who was totally committed to change the status quo.

What was the status quo before the emergency of Let’s Adopt?  It should be easy for all of you to remember as it wasn’t so long ago.

Alone.

Alone is the the way you felt for so long watching events unfold around you. Municipalities engaging in criminal behavior and systematic lying, pet owners failing to honor their basic promise to animals abandoning them to a merciless life on the streets, vasts numbers of people engaging on savage acts of animal cruelty, daily, acts whose effects you witness and made your soul cry in desperation.

People around you didn’t help much either. Your own family rejected you because of the way you felt towards animals, your parents threw away your dog because he cried when you were not around, your husband threatened to leave you unless you got rid of those kittens you rescued.

You were alone.

And then a group arrived who offered what matter most to people. A connection. A tribe. Let’s Adopt offered you the possibility to connect with people like you. It gave you the chance to seek support on others, to build friendships around a simple premise, a way of life, love and respect to animals.

Suddenly things started to change. You started to feel that all all those years of isolation had been merely an illusion. As a matter of fact there were others like you. Many others. Down the street there was this gentleman who night after night would leave the comfort of his home to feed the stray animals in the neighborhood. A few hundred metres away there was this nice couple who had made their life mission to rescue and rehabilitate injured animals and find them families… suddenly those people were all around you.

Let’s Adopt did nothing but building that connection.

Lets Adopt is a network of very special people. People like you, empowered by the strength of the group, committed to achieve extraordinary things and, most importantly, leading by example.

We cannot save all of them. No matter how big the number of members our action are limited to the extent of the work of our members. But we can teach you the way so that YOU become a rescuer, so that YOU show the way to others.

Logically, this new approach upset people. Suddenly a small group of embittered individuals that until now had been constantly pounding your head with conspiracy theories and senseless lies felt threatened and, like mosquitoes at the end of the summer became more and more virulent. Amazing lies were emailed back and forth, senseless accusations that would only instill doubt in a weak mind. Problem is, weak minds are all around. The slanderers tried to push a button, what all of us have in common, the love for our country.

Suddenly those embittered individuals started saying that Let’s Adopt is trying to destroy the image of your country, that Let’s Adopt is part of a global conspiracy to ridicule the Turkish nation.

Those accusations are so senseless and outrageous that we wont be making any effort to dispel them. Those people with weak minds ready to believe them will do so, much in the same way they believe in little green men. Those weak minds are ready for the picking and there is nothing we can do about it other than start the occasional legal
action and bring them to their knees asking for forgiveness (it has happened before).

What we can do is to continue working. What YOU can do is to continue doing exactly what you do, helping, rescuing animals, fighting injustice, speaking the truth, and doing so with the courage and conviction that comes from the knowing that you are not alone anymore!!!

Continue building the connection. Today I want to invite you to continue spreading the reach and influence of this amazing group by inviting each and every single person on your friends list to join Lets Adopt. Do it today, because amongst those masses of people there are still many who feel as lonely and isolated as you felt before you found us.

Invite your friends today.

http://www.facebook.com/groups.php?id=1314867706&gv=12#/group.php?gid=7736862020

All the best

Viktor Larkhill

Lets Adopt Veteriner Üstün Başarı Ödülü

In Uncategorized on June 24, 2009 at 12:58 pm
Let's Adopt Award goes to....

Let's Adopt Award goes to....

Sevgili  Arkadaşlar,

Dün bizim için üzücü bir gündü. Dünkü postada belirttiğimiz gibi minik bebeğimiz Kara öldü. Onu kurtarabilmek için Erzurum’a bir ekip göndererek Kara’yı aldırıp Ankara’ya hastaneye geri götürmek de  dahil insan olarak yapabileceğimiz her şeyi yaptık ama çok geç kalmıştık.

Bugün size madalyonun diğer yüzünü de göstermek istiyorum.

Gunes before

Gunes before

Yaklaşık 10 gün kadar önce yardım etmemiz için başka bir dava geldi. Resimlere baktığımızda küçük siyah bir sokak köpeği yavrusunun arka bacaklarında belli belirsiz biçimde alçılarla yattığını gördük.   Görüntü groteskti. Eğreti alçılar tamamen amatörce yapılmıştı ve yavru köpek büyük acılar çekiyordu. Alçı o kadar yanlış yapılmış, o kadar zarar vericiydi ki köpek yavrusunu hemen İstanbul’a getirip veterinerimize götürmeye koordine olduk.  Görebildiğimiz kadarıyla hayvan için durumun geri dönüşümsüz hale gelmesi ve kötürüm kalması zaman meselesiydi. İki bacağı da kırılmıştı. Küçük dostumuzla  (adını Güneş koyduk) ilk ilgilenen veteriner ancak  kasaplık bir iş çıkarmıştı. Küçük Güneş’in acil ameliyat edilmesi, iki bacağına da metal plakalar konulması , enfeksiyonun yayılmasının engellenmesi gerekiyordu. Güneş kurtarıldı. Gelecek haftalarda gelişimi ile ilgili size bilgi vereceğiz.

Geçen cumartesi üyelerimizden birinden bir telefon aldık. Yavru köpeği açıkça çok hastaydı. Hemen köpeği Cihangir’de bulunan adı Vet. Yasin olan veterinerine götürdü. Yasin köpeğe birkaç saniye baktıktan sonra hayvanın hastalığının distemper olabileceğine karar verdi. Belki distemperdi…belki… ancak Vet. Yasin hiçbir distemper testi yapmadı, testlere inanmadığını söyledi. Sonra, ölümcül bir hastalık olan distemperi tedavi etmek için yavru köpeğin diyetini çiğ beslenmeden Hills’e geçirmeyi emretti.

İnanamadık. Aceleyle köpeği alıp şu anda diğer hayvanlardan izole olarak tutulduğu ve spesifik distemper tedavisi gördüğü veterinerimize götürdük. Yavru köpek yaşayacak ancak bunun için  Vet Yasin’e teşekkür ediyor olmayacağız. Vet Yasin’e kalsaydı zavallı hayvan şimdi gömülecekti.

Tüm bunlar ve son iki yıldır yaşadığımız deneyimler bizi derinden düşündürdü. Veterinerlik meslek uzmanları arasında muazzam bir güvenilirlik ve sorumluluk eksikliği var.  Tıp uzmanları olan veterinerlerin büyük yükümlülükleri varken cinayet yanlarına kalabiliyor. Veterinerin büyük bir çoğunluğu (elbette hepsi değil)  sahip oldukları varsayılan bilgi ve uzmanlıktan aldıkları otorite pozisyonunu istismar etmekteler. Gerçek ise oldukça farklı. Çoğu veterinerin ne yaptıklarından haberleri yok. Hastalık ve tedavisine karşı yaygın bir cehalet var. Bazı mezunlar belediye masalarında bütün gün çay içmeye daha meyilli görünüyorlar, diğerleri kendilerini geleceğin oyuncak ve karlı mama  (çöp paketleri) satıcıları olarak tahayyül ediyorlar. Çok az bir kısmı gerçek anlamda mesleklerinde sivriliyorlar.

Gunes after

Gunes after

Lets Adopt bu veterinerleri ödüllendirmek istiyor, ve bu veterinerler için adanmışlık düzeylerinin ve üstün başarılarının farkına varılmasından ve takdir edilmesinden daha büyük bir ödül olamaz.

İşte bu nedenle bugün Lets Adopt Veteriner Üstün Başarı Ödülünü anons ediyoruz.

Önümüzdeki aylarda Lets Adopt gönüllüleri Türkiye çapındaki veteriner kliniklerini değerlendiriyor olacaklar.

Lets Adopt sizlerden şükran duyduğunuz veterinerleri, kendi veterineriniz veya kontağınız olmuş olan  diğer veterinerlerle iyi veya kötü deneyimlerinizi yazmanızı ve şu adrese göndermenizi rica ediyor: award.letsadopt@gmail.com

Daha sonra Lets Adopt gönüllülerimiz tarafından değerlendirilmiş olan veterinerlerin bir listesini oluşturacak.

Ödülün değeri kendi içinde  yeterince kıymetli. Mesleklerinde çok başarılı olan bu veterinerler tüm üyelerimize önerilecek  ve isimleri basına bildirilecektir. Takımımız tarafından onaylanan her kliniğe, uygulamalarındaki başarılarını daha da arttırmalarına yardımcı olması umuduyla Lets Adopt onay plakası gönderilecektir.

Hayat ne kadar iyi olduğunuzla  değil, ne kadar iyi olmak istediğinizle ilgilidir…
Viktor Larkhill
Let’s Adopt

Gunes:   http://www.facebook.com/album.php?aid=29270&id=1314867706&l=9b3d506aa5

Let’s Adopt! Award for Veterinary Excellence

In Uncategorized on June 24, 2009 at 12:50 pm
Let's Adopt Award goes to....

Let's Adopt Award goes to....

Dear Friends,

Yesterday was a sad day for all of us. As announced on yesterday’s post our little baby Kara couldn’t make it. We did all that was humanly possible to rescue her, including sending a team to Erzurum to get her out of there and drive her back to a Hospital in Ankara but we got there too late.

Today I want to show you the other side of the same coin.

About 10 days ago we received another plea for help. When we opened the pictures we saw a little black stray puppy lying on the fields with what vaguely looked like two casts around her back legs.  The image was grotesque.  The two makeshift casts were completely amateurishly applied, the pup was suffering from massive sores. That cast was so wrong, so damaging, that we immediately coordinated to have the puppy brought to Istanbul and taken to our vet. As far as we could see it was a matter of days before the situation became irreversible and the puppy ended crippled for life.

Both legs were broken. The veterinarian that first saw our little friend (we called her Gunes, Sun in Turkish) had done a butchers job.

Gunes before

Gunes before

Little Gunes had to be urgently operated, both her legs had to be fixed with metal plates, quickly spreading infection was contained.

Gunes was saved. Over the coming weeks we will be informing you about her progress.

Last Saturday we received a call from one of our members. Her pup was clearly very sick. She immediately took the dog to her vet in Cihangir, someone going by the name of Vet. Yasin, who, after looking at him for a few seconds decided that the pup could be sick with Distemper. Maybe is distemper.. Maybe…. Vet Yasin didn’t use any distemper test, he said he didn’t believe in tests.

Then, to treat distemper, a killing disease the vet demanded that the dog was changed from a diet of raw meaty bones to kibble, Hills.

We couldn’t believe it. We rushed to get the pup and took him to our vet where he is currently isolated and given specific distemper treatment. The pup will survive, but it wont be thanks to Vet. Yasin. Had it been for Vet Yasin that poor animal would be now buried.

Gunes after

Gunes after

All of this and what we have been experiencing over the last two years has made us reflect. There is a tremendous lack of accountability amongst the Veterinary profession. Whilst there are massive liability issues surrounding the medical profession the Veterinarians are, literally, getting away with murder. A big number of vets (not all, of course) are abusing their positions of authority coming from supposed knowlege and expertise. The reality is very different. Most vets have absolutely no clue of what they are doing. There is widespread ignorance about disease and its treatment, some graduates seem to be more inclined to sit in a municipal desk drinking tea all day, others
envisage themselves as future sellers of toys and commercial food (crap-in-a-bag). Very few of them aim to truly excel in their profession.

Lets Adopt wants to reward those who do, and to those vets there can be no better reward that recognition and acknowledgment of their level of commitment and excellence.

This is why today we are announcing the Lets Adopt Award for Veterinary Excellence.

Over the coming months Lets Adopt volunteers will be evaluating veterinary clinics all across Turkey.

Let’s Adopt asks you to write your testimonials, your experiences with your vets or others you have been in contact with, good or bad and send them to the following email address: award.letsadopt@gmail.com

Lets Adopt will then produce a shortlist of vets that will be evaluated by our volunteers.

The Award of Veterinary Excellence is, in itself, valuable enough. Those vets who excel in their profession will be recommended to all our members and their names will be released to the Press. Every clinic approved by our team will be sent the Lets Adopt badge of approval in the hope that it will help them better their practices even further.

It is not how good you are, it is how good you want to be….

Viktor Larkhill
Let’s Adopt

Gunes:  http://www.facebook.com/album.php?aid=29270&id=1314867706&l=9b3d506aa5

Kara, Kaybedilmiş bir savaş…

In Uncategorized on June 23, 2009 at 7:08 pm

Birkaç gün once Sahip Çıkalım kayıtsız kalamayacağımız bir yardım çağrısı aldı.

Son günlerde elimizde o kadar çok vaka var ki, bazılarına yetişemiyoruz. Neden mi? Çünkü biz birkaç gönüllü tarafından yürütülen bir grubuz ve yetişemediğimiz kadar çok işimiz var. Daha fazla gönüllüye, boş söz söyleyip durmak yerine olağanüstü şeyleri başarabilecek kişilere çok ihtiyacımız var.

Dün öyle bir yardım çağrısı geldi ki es geçemedik.

Dişi bir köpek yavrusu, ismi Kara. Köpek yavrusu istismar edilmiş ve korkunç derecede şiddete uğramıştı. Akciğerleri parçalanmış, çenesi kırılmıştı. Yavru acı içerisinde ağlıyordu. Hayatta kalamayacağını anlamak zor değildi.

Bu köpek yavrusu Erzurum’daydı, ülkenin uzakdoğusunda.

Erzurum’da olduğunu duyduğum anda aklıma hemen Jonah geldi. Jonah geçen sene Van’da kaza geçirmiş ve “hayvansever”lerin koordinasyon eksikliği ve internet iftiracılarının işe karışması nedeniyle hiç ekipmanı olmayan ve içindeki veterinerlerin köpekleri koyun ve inekler kadar tanımadığı bir hayvan hastanesinde acı içerisinde can vermişti.

Bu seferkinin farklı olacağı konusunda kendimize söz verdik.

Erzurum’daki insanlardan köpeği uçakla bize göndermelerini istedik ki buradaki hastanede tedavi ettirebilelim. Bu mümkün olmadı. Ne kadar çabaladıysak, ne kadar seçenek sunduysak da bir türlü yapılamadı. Köpek yavrusunu almak zorunda olduğumuzu biliyorduk.

Sorun şu ki Erzurum uzak. Çok uzak. Tam olarak 1.057 kilometre.

Daha sonra neler yaptığımızı ve Kara’nın Ankara’ya getirilmesini nasıl organize ettiğimizi uzun uzun anlatmayacağız. Bu, Sahip Çıkalım’ın bilgi birikimiyle oldu ve bizi özel yapıyor; şu kadarını söylemek gerekir ki hayvan hakları topluluklarındaki HİÇ KİMSE bizim bu kopek yavrusunu güvenli bir yere getirmek için yaptıklarımızı yapmazdı.

Hiç kimse.

Biz ise Erzurum’dan dün gece 2 köpek yavrusu kurtarduk, Kara ve Limon.

Kara Ankara’daki en iyi hayvan hastanelerinden birine gitti. Durumu ciddi şekilde kritikti. Akciğerlerinde çok fazla enfeksiyon vardı ve iç kanaması durdurulmaya çalışılıyordu.

Birkaç dakika once, 21:00’de öldü. Kazanamayacağı bir savaştı.

Limon’un sağlığı ve durumu iyi. Bulunduğu yerde kalsaydı hayatta kalamayacağını biliyorduk. Çok akıllı bir çocuk, akıllı olduğu kadar şanslı da çünkü ne olursa olsun bizim bakımımız ve korumamız altında olduğu için iyi olacak.

Limon şanslıydı, çok çok şanslı.

Eğer bu özel köpeği sahiplenmek isterseniz lütfen bizimle iletişime geçin. O kendisi için mükemmel aileyi arıyor ve biliyoruz ki mükemmel aile aramızdan biri.

Saygılarımla,

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

Kara, a lost battle…

In Uncategorized on June 23, 2009 at 6:26 pm

Yesterday,  Let’s Adopt received one of those calls for help that couldn’t be ignored.

In recent days we have been swamped with cases that, most of the time, we are unable to help with. Reasons? We are a group run by a bunch of volonteers and we are totally overwhelmed. We need more volunteers, people committed to achieve extraordinary things not just empty words.

Yesterday we received a call for help that we just couldn’t pass on.

It was a female  puppy. Her name: Kara. The puppy had been abused and hit with extreme violence. Her lungs were crushed and her jaw was shattered. The pup was crying in pain. We could quickly see she was not going to make it.

The puppy was in Erzurum, in the Far East of the country.

When I heard Erzurum I inmediately thought of Jonah, the pup that last year was crushed to death in Van and that, because of the lack of coordination of “animal lovers” and the interference of internet slanderers ended up dying in some under equipped and badly managed veterinarian hospital at the hands of a group of vets who, simply put, knew more about cows and sheep that they knew about dogs.

We promised ourselves this case would be different.

We tried to have the people in Erzurum to fly the dog to us so that we could treat him at our hospital. This proved impossible. No matter how much we tried, how many options we offered them, it just couldn’t be done. We knew we would have to go get the pup.

Problem is, Erzurum is far. Very far. Exactly 1.057 kilometers away.

We will not elaborate on what we did next and the way we organized to have Kara brought to Ankara, it is part of the Lets Adopt know-how and what makes us special, but just let me say this, NOBODY in the animal welfare community would go to the extent that Lets Adopt went to get this pup to safety.

Nobody.

We ended up rescuing two puppies from Erzurum yesterday night, Kara and Limon.

Kara went straight to one of Ankara best veterinary hospitals. Her condition was extremely critical. She had a massive lung infection and we tried to control her internal bleeding.

She died a few minutes ago, at 21.00. In the end this was a battle she couldn’t win.

Limon is a good state of health, he is in good shape. We knew he wouldn’t survive at the place where he was. He is an extremely clever boy, clever and lucky because no matter what happens he will be ok as he is under our care and protection.

Limon has been lucky, very very lucky.

Please contact us if you wish to adopt this very special dog. He is looking for the perfect family and we know this family is here amongst us.

Regards

Viktor Larkhill

v.larkhill@googlemail.com

Bunlar dün Hürriyet’te yayınlanan iki makale…

In Uncategorized on June 21, 2009 at 7:33 pm

Bunlar dün Hürriyet’te yayınlanan iki makale…

Lütfen bunları açın ve bütün tanıdıklarınızla paylaşın… İlki iki yıl önce oluşturduğumuz temel Let’s Adopt/Sahip Çıkalım hakkında. Diğeri de Türkiye Ligi Şampiyonu Beşiktaş’ın yıldız oyuncularından Michael Fink ile bir söyleşi. Michael, yakın bağlarımız bulunan PETA’nın sözcüsü.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11905698

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11906375&tarih=2009-06-20

Lütfen daha önce Star’da, Pazar günkü Zaman’da ve Radikal’de çıkan yazıları da paylaşın.

http://www.stargazete.com/cumartesi/hayvanlarin-maskeli-kurtaricisi-viktor-haber-192796.htm

http://www.sundayszaman.com/sunday/detaylar.do?load=detay&link=178002

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=940801&CategoryID=77

Yazılı basının tutumundaki değişiklik son derece önemli. Sanırım bu, dev bir doğru tutumla üstesinden gelinebilecek, gelinmesi gereken sorunları anlama, varlığını kabul etme dalgasının bir parçası.

Lets Adopt/Sahip Çıkalım aynen bunu yapmaya – yani değişiklik ve kabullenme için insanları dürtmeye – devam edecek. Eminim bu arada çok kimseyi rahatsız edeceğiz, ama bu iyiye alamettir, çünkü bir şeyleri değiştirebilmek için kabul edilemeyen statükoyu savunanları rahatsız etmek gerekir.

Hayattaki yegane amaçları bize çamur atmak olanların suratlarını hayal edebiliyorum.

İyilikler,

V

Mainstream media acknowledges Lets Adopt

In Uncategorized on June 21, 2009 at 7:19 pm

These are the two articles published yesterday in Hurriyet..

The first one is about Lets Adopt/Sahip Cikalim, the grassroots organization we created two years ago. The second one is an interview with Michael Fink, a star player at the National Champion of the Turkish League, Besiktas. Michael is a spokesman for PETA, with whom we have close links.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11905698

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11906375&tarih=2009-06-20

Please also share the following articles published earlier in Star, Sunday’s Zaman and Radikal.

http://www.stargazete.com/cumartesi/hayvanlarin-maskeli-kurtaricisi-viktor-haber-192796.htm

http://www.sundayszaman.com/sunday/detaylar.do?load=detay&link=178002

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=940801&CategoryID=77

The change in attitude on the part of the printed is extremely significant. I believe this is part of a massive wave of understanding and acknowledging on a number of problems that, with the right attitude can, and should be addressed.

Lets Adopt/Sahip Cikalim will continue doing precisely that, pushing for change and acknowledgment. I am sure we will upset many people in the process, but this is good, because to change things you need to upset those who defend the unacceptable status quo.

I can imagine the faces of those who have made their life mission to slander us…

Best

V

Sahip Çıkalım : Bağlılık ve Bağlantı

In Uncategorized on June 16, 2009 at 7:34 am

Sahip Çıkalım’da ne yaparız?

Herşeyi değiştirmeye çalışırız.
Statükonun bizi rahatsız eden bir parçasını bulduk, iyileştirilmesi gereken, değişmek için sabırsızlanan bir şey, ve onu değiştirdik.
Biz büyük, kalıcı ve önemli bir değişiklik yapmaya çalışıyoruz.
Nihai hedefimiz Türkiye’de hayvanlara gösterilen davranışları iyileştirmek. Biz, bir barınağa hapsedilmek ya da bir belediye tarafından uzak bir ormana atılmak yerine her köpeğin ve her kedinin sahiplenileceği bir ülke yaratmak istiyoruz.

Sahip Çıkalım topluma ulaştı ve hayvanları umursayan, daha önce barınaklarla ilişkisi olmamış, tutkulu insanlarla bağlantı kurdu. İlerleme büyük bir hızla gerçekleşiyor. Hedefimiz toplumu tamamen değiştirmek.
Bir fikir yaratmak, bir fikri yaymak basit bir iş değil.

Biz değişikliği simgeliyoruz. Öncekinden sonrakine. Zamanda, fikirlerin yaratıldığı ve farklı şekilde uygulandığı bir anı yaşıyoruz.
Biz önderliğe inanıyoruz. Değişiklik yapma tarzımız bir sistemi etkilemek için para ya da güç kullanmak değil, önderlik etmek.
Biz bir kabile yarattık.

Sahip Çıkalım, önderlik etmekle ve insanları bir fikre bağlamak, kendi kabilemizi yaratmakla ilgili.
Kabileler dünyamızı değiştirebilir, kabileler politikaları değiştirebilir, sayısız insanı, onları yapmak istemedikleri bir şeyi yapmaya zorladığınız için değil, onlar bağlantı kurmak istedikleri için bir araya getirebilir.
Sahip Çıkalım değiştirilmeye değer bir şey buldu, bir kabile topladık, bir fikri yaydık, ve bizden çok daha büyük bir şey, bir hareket oluştu.
Sahip Çıkalım sadece bir organizasyon değildir, bir harekettir.

Sahip Çıkalım’da ülkenin her tarafında hayvanlar için çalışmaya ve fikirlerimizi yaymaya istekli binlerce insan var.

Milyonlarca insana değil, fikirlerimizi tekrar tekrar yaymayı üstlenecek kadar onları önemseyecek sadece bin kişiye ihtiyacımız vardı.

Sahip Çıkalım bir kitlesel hareket değil, onunla hiç ilgisi yok. Biz gerçekten inananları bulmaya çalışıyoruz. Nitelik istiyoruz, nicelik değil.
Hayvan severleri biz icat etmedik. Biz sadece onlara önderlik etmeye karar verdik.

Bir buçuk yıl önce, zaten bu arzuya sahip, ama birbiriyle bağlantısız bir grup oluşturduk. Biz sadece insanları organize ettik ve bir hareket yarattık.

Biz aykırı inançlara sahibiz. Biz saldırganız. Statükoya baktık, abartılmış hayvan istifçileri tarafından yönetilen hayvan barınaklarına baktık, ve bu devam edemez dedik. Bu statükoya katlanamayız. Beğenmiyoruz. Ayağa kalkıp durumu zorlamaya, ileri götürmeye istekli idik. Başımızı eğmek, bunun işe yaramayacağını söyleyenlere inanmak yerine herşeyi farklı organize ettik. Üyelerimiz statükoya baktılar, anlamsız olduğunu gördüler, ve bağlantı kurmayı ne kadar istediklerini farkettiler. Bunu tek başımıza yapamayacağımızı anladık, ama başkalarının da bize katılmasını sağlarsak hep beraber inanılmaz sonuçlar elde edebilecektik.
Dinlemek isteyen insanlara bir öykü anlattık. Şiddetle birbiriyle bağlantı kurmak istiyen insanlardan bir kabile oluşturduk. Biz bir harekete önderlik ediyoruz, ve değişiklikler yapıyoruz.

İnsanları rahatsız etmemiz gerekiyordu. Neden? Çünkü eğer kimseyi rahatsız etmiyorsanız statükoyu değiştirmiyorsunuz. Çoğumuz bizim gibi insanlarla bağlantı kurmak istediğimiz için bağlantılar yaratıyoruz. Biz önderlik yapıyoruz. Değişiklikler önderliğe odaklanarak gerçekleştirilebilir.
Ayrı ayrı çalışarak grubun büyümesini ve fikirlerimizin yayılmasını sağlayacak, güçlenmemiz için zamanlarını ve becerilerini hibe edecek üyelerden bir çalışma grubu oluşturduk.
Niye hayvanlara yardım etmeyi seçtik? Çünkü bu bizim için önemli. Etrafımızdaki insanların bu bağlantıya, önderliğe ihtiyaçları vardı, onlar için bir fark yarattı.

Önderlik etmek için insanlardan izin almak gerekmez. İnsanlar buradan sonra nereye gideceklerinin gösterilmesini bekliyorlardı.

Sahip Çıkalım statükoya meydan okudu. Eşsiz bir kültür oluşturduk. İnsanlar arasında bağlantı kurduk. Ve son bir şey daha yaptık, bağlılık sözü verdik. Davaya bağlandık, kabileye bağlandık, insanlarımıza bağlandık, hayvanlara bağlandık.

Benim için bir şey yapmanızı isiyorum. Yapmanızı istediğim şey hareketimizi yaymak için etrafınızdaki herkese bizden bahsetmeniz, bir arada hareket ederek Türkiye’deki bütün hayvanların yaşamını iyileştirebileceğimiz fikrini yaymanız.

Başlayın!

Yapın bunu!

Hayvanların buna ihtiyacı var!

İletişim: v.larkhill@googlemail.com

Lets Adopt : Commit and Connect.

In Uncategorized on June 13, 2009 at 10:16 pm

What do we do at Lets Adopt?

We try to change everything.
We found a piece of the status quo, something that bothered us, something that needed to be improved something that was itching to be changed, and we changed it.
We try to make big, permanent, important change.
Our final aim is to improve the treatment of animals in Turkey. We want to create a country where every dog and cat will be adopted instead of being locked up in some shelter or drop in some far away forest by a municipality
Lets Adopt has gone to the community and connected with people who care about animals, people not previously involved in animal shelters, people with passion. Progress is made at a fast rate.Our aim is to completely transform the community.

Creating an idea, spreading an idea is not a simple task.
We signify change. From before to after. We are living a moment in time when ideas are created and implemented differently.
We believe in Leadership.  The way we make change is not by using money or power to influence a system but by leading.
We have created a tribe.

Lets Adopt Its about leading and connecting people with an idea, creating our own tribe.
Tribes can change our world, tribes can change politics, align numbers of people not because you force them to to do something against their will but because they wanted to connect.
Lets Adopt found something worth changing and we assembled a tribe that spread an idea that became something far bigger than ourselves, creating a movement.
Lets Adopt is not just an organization, it’s a movement.

Lets Adopt has thousands of people around the country willing to work on behalf of animals and spread our ideas.
We didnt need millions of people..we only needed a thousand people who cared enough to spread the idea time and again.
Lets Adopt is not a mass movement, that is not what it’s about. What we are trying to do is finding the true believers. We want quality, not quantity.
We have not invented animal lovers. We merely decided to lead them. One and a half years ago we funded a group that was disconnected but who already had a yearning. We just organized people and created a movement.

We are heretics. We are transgressors. We looked at the status quo, we looked at the animal shelters run by glorified animal hoarders and said: this cannot continue. We can’t abide this status quo. We dont like it. We were willing to stand up and move things forward. Instead of  keeping our head down, instead of believing those who told us this wouldn’t work we organized things differently. Our members looked at the status quo, they could see it made no sense and realized how much they wanted to be connected. We could see we could not do this by ourselves, but if we could get other people to join us then together we could all achieve amazing results.
We told a story to people who wanted to hear it. We connected a tribe of people who were desperate to be connected to each other. We lead a movement and make changes.

We needed to upset people. Why?  Because If you are not upsetting anyone you are not changing the status quo. We build connections, realizing that most of us needed to connect with people like us. We lead. By focusing on leading is where change comes.
We created a working group with members that would work individually to make the group grow and spread our ideas, members that would donate their time and skills to make us stronger.
Why did we choose to help animals? Because its important to us. The people that surround us needed the connection, needed the leadership, it made a difference to them.
We didn’t need permission from people to lead them. People were waiting to be shown were to go next.
Lets Adopt has challenged the status quo. We have built a unique culture. We connected people to one another. And we did one last thing.. we committed. We committed to the cause, we committed to the tribe, we committed to our people, we committed to the animals.

I want to ask you to do something for me. What I want you to do is to enlarge our movement, to talk to everyone around you about us, to spread the idea that we can improve the life of all animals in Turkey by acting together.

Start!

Do it!

The animals need it.

Contact: v.larkhill@googlemail.com

Sezar’ın hakkı Sezar’a…

In About Let's Adopt, Adoption stray, Ebru on June 11, 2009 at 9:57 am

Bir özür hayatın süper yapıştırıcısıdır. Neredeyse her şeyi tamir edebilir..

~Lynn Johnston

Sahip Çıkalım bugün Dr. İlhan Gökhol ve eşi Özlem’le bir toplantı yaptı. Ebru meselesini konuştuk ve konu üzerinde kendi tutumlarımızı karşılaştırdık.

7 Haziran tarihli yazımızda Dr. İlhan Gökhol’un Ebru hakkındaki ilk ifadesini değiştirdiğini yazmıştık.

Bizim ifademizin yanlış olduğu çıktı ortaya. Gerçek, Dr. İlhan Gökhol’un en baştan beri Ebru’nun ölüm nedeninin akut travma olduğunu açıklayan bir ifade vermiş olduğu. Yaşlılık hiç söz konusu değildi.

Bu noktada Dr. Gökhol’a, eşi Özleme ve Animalia Kliniği çalışanlara, bu yanlış bildirimiz için içten bir özür borçluyuz.

Bu baştan beri savunduğumuz, “yaşlılık” açıklamasının trajik olayı örtbas etmek için Marmara otelinin Halkla İlişkiler Ekibinin bir uydurması olduğu ifademizi destekliyor. The Marmara, Ebru’nun doğal nedenlerle, yaşlılıktan öldüğünü açıklayan bir basın bülteni yayınladı. Basın onlara inandı, birçok okuyucu da onlara inandı, ve kızgınlıkla Sahip Çıkalım’a yönelip bizi yalancılıkla suçladılar.

Otelin Genel Müdürü, bir köşe yazarı olan Ayşe Arman’a grubun Avrupa Birliği’nden ödenek almaya çalıştığını iddia edecek kadar ileri gitti, ve bu saçma iddiaya birçok zayıf mantıklı insan inandı.

Baştan itibaren Sahip Çıkalım The Marmara’nın Ebru’ya yıllarca bakmış olmasını alkışlamıştır. Ancak şimdi onun ölümünü ele alış şekillerine ve onun anısına sürdükleri lekeye sert tepkimizi dile getirmek bizim görevimizdir.

Sahip Çıkalım The Marmara Oteli’ nden bu blog vasıtasıyla olayı kötü ele alış şekilleri ile ilgili yazılı bir özür talep etmektedir, ve bu kötü durumdan sorumlu olan kişilerin, yani Otel Genel Müdürü’nün ve Halkla İlişkiler Ekibinden sorumlu “uydurma uzmanının” en kısa zamanda değiştirilmelerini saygıyla önerir.

The Marmara Otelinin Genel Müdürüne ulaşmak için sarf ettiğimiz bütün çabalar sonuçsuz kaldı.

The Marmara Tel:      0212  251  46 96 / istanbul-info@themarmarahotels.com

Saygılarımla,

Viktor Larkhill

To Caesar what belongs to Caesar..

In About Let's Adopt, Adoption stray, Ebru, animal rescue on June 11, 2009 at 5:44 am

red rose 1

An apology is the superglue of life.  It can repair just about anything.

Lynn Johnston

Lets Adopt had a meeting with Dr. Ilhan Gökgöl and his wife Ozlem
today. We discussed the Ebru case and compared positions on the issue.

In our post of the 7th of June we wrote that Dr. Ilhan Gökgöl had
changed his initial statement about Ebru’s death.

It turned out our statement was incorrect. The truth is that Dr. Ilhan
issued a medical report stating from the very beginning that the Cause
of Death was acute trauma. Old age was never a cause.

At this point we must sincerely apologize to Dr. Gökgöl, his wife Ozlem
and to the staff of the Animalia Clinic for our inaccurate reporting.

thumbs down

This confirms what we always maintained, the “old age” explanation was
fabricated by the PR Team of the Marmara hotel in a desperate effort
to cover up the tragic event. The Marmara proceeded to issue a Press
Release explaining that Ebru died of natural causes, of old age. The
Press believed them and so did many readers who turned in anger
against Lets Adopt and accused us of lying.

The General Manager of the Hotel went as far as suggesting to Ayse
Arman, a columnist, that the group was trying to apply for European
Union funding, a ridiculous suggestion that again, many weak minds
believed.

From the beginning Lets Adopt applauded the way the Marmara had taken
care of Ebru for years. It is our obligation now to express our stern
rejection for the way they handled her passing and the stain they have
left in her memory.

From this blog Lets Adopt demands a written apology from the Marmara
Hotel for its mishandling of the situation and respectfully suggests
that the people responsible for this mess, namely, the Hotel General
Manager and the “spin doctor” responsible of the PR Team, be replaced
at once.

All our efforts to contact the GM of the Marmara Hotel remain unsuccessful.

The Marmara tel:      0212  251  46 96 / istanbul-info@themarmarahotels.com

Regards

Viktor Larkhill

Ebru esin vermeye devam ediyor

In Uncategorized on June 9, 2009 at 12:55 pm

Ebru continues to inspire

In About Let's Adopt, Adoption stray, Ebru on June 9, 2009 at 6:49 am
Song for Ebru

Song for Ebru

Dear Friends,

Ebru continues to inspire and the debate has not ended. Animal cruelty is a major issue that requires attention.

Over the coming weeks Let’s Adopt! will be unveiling a set of initiatives in order to raise awareness against animal cruelty in the country.

Here is the first. Our friend Maria Daines has written and performed a song inspired on Ebru’s story. An emotive Rock Ballad retrospect titled Ebru and how she impacted the lives of so many people who directly or indirectly got to know her.

We leave you with Maria’s MySpace page. Just click on the link and you’ll be able to listen to this fantastic and moving song.

‘Ebru’
Written and performed by Maria Daines and Paul Killington
Published by NorthStar Music, UK
www.maria-daines.com

logo very small

View this montage created at One True Media
Ebru Lives On

Ebru için Çiçekler: Gerçek Ortaya Çıkar

In Uncategorized on June 7, 2009 at 2:41 pm

Ebru için Çiçekler: Gerçek Ortaya Çıkar

Bazı gerçekler o kadar çıplaktır ki, insanlar onlara acır ve biraz da olsa üstlerini örtmeye çalışır.
Edward R. Murrow

Beklendiği gibi, Animalia Kliniği’nden Dr. İlhan Gökgöl, nihayet ifadesini değiştirdi.

Basına geçen Cuma verdiği bir açıklamada, İlhan Bey Marmara’nın köpeği Ebru’nun Akut (Ağır) Travma’dan öldüğünü kabul etti.

Ebru yaşlılıktan ÖLMEDİ.

Ardından İlhan Bey, bir hafta önce Sahip Çıkalım tarafından açıklanan, korunmasız bir hayvana bir veya daha fazla kişi tarafından yapılan bir saldırının profiline tıpatıp uyan bir resmi tamamlamak üzere yaralanmaların ayrıntılı bir tarifini verdi.

Biz tesadüflere inanmayız. Bir binanın içine girmesine izin verilmeyen sokak köpeği Ebru’nun yüksek bir yerden düşmüş olabilmesi ihtimali yok denecek kadar azdır. Yaralanmaların şekli araba çarpması sonucu oluşabilecek yaralanmalara uymuyor. Yaralanmanın zamanı önemli değil.

Öte yandan, Marmara Oteli Ebru’nun yaşlılıktan öldüğünde ısrar ediyor.

Halkla İlişkiler felaketleri açısındanbu kolay unutulacak gibi değil. Halkla İlişkiler örtbası nadiren işe yarar, ve toplu iletişimin parmağımızın ucunda olduğu bir toplumda hiç yaramaz. Kötü Halkla İlişkiler, ne kadar çok olursa olsun, gerçeği saklayamaz. Gerçek her zaman kazanır

Dün saygın bir köşe yazarı Ebru’nun katilini bulmak için koyduğumuz USD 2,000 ödülü köpeğe Taksim Meydanında bir anıt dikmek için kullanmamızı önerdi, ve çok kimse bu fikri uygun buluyor. Sahip Çıkalım iki nedenle bu gibi planlara katılmamaktadır:
a) Biz bu işi yapan kişi veya kişilerin oralarda bir yerde olduğuna, ve yakında bulunacaklarına inanıyoruz.

b) Eğitim parayı harcamak için çok daha iyi bir yoldur.

Yarın, 8 Haziran Pazartesi günü, Sahip Çıkalım Marmara Oteli’nin sahipleri ve Animalia Veteriner Kliniği’nden Veteriner İlhan Gökgöl’e ulaşıp onları Türkiye’de Hayvanlara Kötü Muameleye karşı ülke çapındaki bir farkındalık kampanyasının ön saflarında olmaya davet edecek.

Bir hatayı kabul etmekte küçük düşürücü hiçbir şey yoktur. Marmara Oteli hiçbir şekilde Ebru’nun ölümünden sorumlu değildir, ama bu konudaki duruşunu en kısa zamanda değiştirmelidir. Bunu yapmaları bir zayıflık olarak algılanmayacaktır. Tam tersine, Ebru’nun ölümünün gerçek nedenleri konusunda nihayet aydınlatılmış olan halk bunu olumlu bir gelişme olarak görecektir. Şimdiye kadar gösterilen ilgiye bakılırsa, hem basılı hem de internet tabanlı medya da bunu olumlu bir ışıkta algılayacaktır.

Viktor Larkhill’in Sahip Çıkalım’ı medya tarafından ancak bir aptalın inanacağı akılalmaz yalanlarla suçlanmıştır. Hayvan ticareti, hayvan katliamı, hayvan kaçakçılığı… Hatta Marmara Otelinin müdürü tarafından köşe yazarı Ayşe Arman vasıtasıyla açıkça Avrupa Birliğinden milyonlarca Euro elde edebilmek için bir tiyatro sergilemekle bile suçlandık. Ayşe Arman’a cevabımız şuydu: SİZ buna gerçekten inanıyor musunuz? Maskeli bir adam tarafından yönetilen AB sponsorluğunda bir Facebook grubu… SİZ buna gerçekten inanıyor musunuz?

Saygılarımızla,

Viktor Larkhill

Gerçek her zaman kazanır

Gerçek her zaman kazanır

logo very small

Flowers for Ebru: Truth Prevails

In About Let's Adopt on June 7, 2009 at 5:29 am

Flowers for Ebru: Truth Prevails

Most truths are so naked that people feel sorry for them and cover them up, at least a little bit.
Edward R. Murrow

As expected, Dr. Ilhan Gökgöl, of Animalia Clinic has finally changed in tune.

In a statement issued to the Press last Friday Mr. Ilhan finally conceded that Ebru, the dog of the Marmara died of Acute (Severe) Trauma.

Ebru did NOT die of old age.

Mr. Ilhan then proceeds to give a detailed description of the injuries, to complete a picture that, as announced by Sahip Cikalim already a week ago, fits perfectly the profile of an attack by one or more people on a helpless animal.

We don’t believe in coincidences. The chances that Ebru, a stray dog that was never allowed inside a building could have fallen from a high place are absolutely negligible. The nature of the injuries do not correspond with the nature of the injuries sustained on a car crash. The timing of the injury is irrelevant.

On the other side, the Marmara Hotel, continues maintaining that Ebru died of old age.

As PR disaster goes this is one of those that wont be forgotten easily. PR Spin seldom works and even less so in a society where mass communications are at the reach of our fingertips. No amount of bad PR can hide the truth.

Truth always prevails.

Yesterday a prestigious columnist suggested that Lets Adopt uses the USD 2000 reward offered to find Ebrus killer to build a statue to the dog in Taksim Square, an idea that is being currently considered by many.

Lets Adopt wont be involved in such plans for two reasons:

a) We are convinced the person or persons who did this are out there and will soon be brought to light.

b) Education is a much better way to spend the money.

Tomorrow Monday the 8th of June Lets Adopt will reach out to the owners of the Marmara Hotel and to the Veterinarian Ilhan Gökgöl from Animalia Veterinary clinic and invite them to be at the forefront of a nation-wide awareness campaign of awareness against Animal Abuse in Turkey.

There is nothing humiliating about admitting a mistake. The Marmara Hotel is in no way responsible for Ebru’s death, but it must quickly reverse its stance on this issue. Doing so would not be perceived as an act of weakness, on the contrary, the general public who has now been finally enlightened about the real causes of Ebru’s death, would perceive this in a positive manner. Judging by the interest shown so far, Media, both printed and internet-based, would also look at this in a good light.

Viktor Larkhill’s Lets Adopt was publicly accused by the media of a number of outrageous falsehoods that only a fool would believe. Animal trading, animal slaugthering, animal smuggling. We were even publicly accused by the Manager of the Marmara Hotel by way of Ayse Arman, the newspaper columnist of orchestrating a charade in order to  seek millions of Euros from the European Union. Our reply to Mrs. Arman was: Do YOU really believe that? A EU sponsored Facebook group run by a guy with a mask… Do YOU really believe that?

Kind regards

Viktor Larkhill

Truth Prevails

Truth Prevails

logo very small

Hayvanlara kötü muamele: Değişme zamanı

In About Let's Adopt, Adoption Stories, Adoption stray, animal rescue, animal welfare on June 4, 2009 at 4:31 pm

Animal_Rights_by_morningmoonfaerie

Sevgili arkadaşlar,

Ebru’nun ölümünün ardından yaşadığımız karmaşa beklenen bir şeydi. Bu olayların normal gelişmesi, şaşkınlık, şok, kızgınlık, inkar, kabul etme ve sonunda da bazı şeylerin değişmesi, ve bu değişikliklere birey olarak bizlerin önayak olması gerektiğini farketmek.

Ebru’yu kimin öldürdüğünü bilmiyoruz, ama büyük bir travma sonucu öldüğünü biliyoruz. Bir gün bunu kimin yaptığını öğreneceğimizi umuyoruz. Ben bundan eminim.

Şimdi daha büyük resme bakmalıyız.

Ebru Marmara Oteli’nin koruması sayesinde uzun bir yaşam elde eden şanslı bir köpekti. Her sokak köpeği bu kadar şanslı olmuyor. Aslında çok azı öyle. Sokaktaki bir köpeğin ömrü 4-5 yılı geçmiyor, ve bu süre sürekli kötü muamelenin izlerini taşıyor. Bundan söz etmemem gerekirdi, ama edeceğim. Tekmelenerek öldürülen, işkence gören, yakılan, zincirlenen, küçücük yerlere kapatılan, bıçaklanan hayvanların sayısı inanılır gibi değil. Ülkenin her yanındaki hayvan sağlığı organizasyonları bu gibi olaylarla her gün karşılaşıyor. Bunu biliyoruz. Ancak kısıtlı zekaya sahip biri (ne yazık ki onlardan da çokça var) bunu inkar eder.

Bu olaylara sokaklarda kaybolmuş halde dolaşan onbinlerce terkedilmiş hayvanı da katmalıyız.

Bu sorun sadece Türkiye’nin sorunu değil. Özellikle Yunanistan, İtalya veya İspanya gibi Akdeniz ülkelerinde durum kötü.

Ancak biz Türkiye’ye odaklanacağız. Neden mi? Çünkü bu bizim ülkemiz, ve her birimizin kalıcı bazı değişiklikler yapabileceğimiz yer burası.

Ebru’nun trajik ölümü, ne kadar üzücü olursa olsun, bir amaca hizmet etmeli. Onun zamansız ölümü üzerine yükselen sesler kanunlardaki, ve daha da önemlisi, kanunların uygulanış şeklindeki değişiklikler olarak yansımalı.

Sahip Çıkalım organizasyon bünyesinde sadece hayvanlara uygulanan kötü muamelelerin saptanıp açıklanmasına adanmış bir bölüm oluşturacaktır. Biz yargılamayacağız, o işi yargıya bırakacağız. Ama bu gibi durumları ışığa çıkaracağız ve onları sonuna kadar ilan edeceğiz.

Bu seferberliğimizde bize yardımcı olacak gönüllülere ihtiyacımız var. Avukatlara, fotoğrafçılara, ve genelde etraflarında bu zulmü görmekten bıkmış ve bir şeyler yapabilmek isteyen insanlara ihtiyacımız var.

Özellikle üç durumu hedefleyeceğiz:

- Aşırı hayvan ihmali durumları

- Köpek dövüştüren organizasyonlar

- Hayvanların terk edilmesi.

Aynı zamanda:

- Hem barınaklarda, hem de özel evlerde hayvanlara kötü muamele / hayvan biriktirme olaylarıyla da ilgileneceğiz.

Özel bir email adresimiz var:  abuse.letsadopt@gmail.com

Hayvanlara yapılan zulümden siz de bizim kadar nefret ediyorsanız lütfen irtibat kurun.

İletişim: v.larkhill@googlemail.com

Please join Animal Justice

http://www.facebook.com/group.php?gid=18394715517

logo

Animal abuse: Time for change

In About Let's Adopt, Adoption Stories, Adoption stray, animal rescue, animal welfare on June 4, 2009 at 4:27 pm

Animal_Rights_by_morningmoonfaerie

Animal abuse: Time for change

Dear friends,

The turmoil we are witnessing in the aftermath of Ebru’s death was expected. Its the usual succession of events, surprise, shock, anger, denial, acceptance and in the end the realization that some things have to change and that those changes must be led by us as individuals.

We don’t know who killed Ebru, but we know she died because of massive trauma. We hope one day we will find out who did it. I’m sure we will.

We must now look at the bigger picture.

Ebru was a lucky dog who enjoyed a long life because of the protection or the Marmara Hotel. Not every stray dog is as lucky. As a matter of fact very few are. The average life of a dog in the streets its no more than four to five years, and those years are marked by constant abuse. I shouldn’t go into it but I will. The amounts of animals being kicked to death, tortured, burned, chained, confined, knifed, is staggering. Animal welfare organizations across the country deal with those cases on a daily basis. We know that. Only a oerson of limited intelligence  would deny it (there are plenty of those amongst us infortunately).
To those cases we must add the tens of thousands of abandoned animals that we find wandering losts on the streets regularly.

This problem is not Turkey’s alone. It is specially bad in Mediterranean countries like Greece, Italy or Spain.

We are, however going to focus our attention in Turkey. Why? Because this is our nation and because here is where, each one of us, can make lasting changes.

The tragic death of Ebru, sad as it is, must serve a purpose. The outcry created by her untimely death must translate on changes in the law, and most importantly on the way the law is applied.

Let’s Adopt will create a separate section within its organization solely dedicated to exposing and uncovering cases of animal abuse. Our purpose won’t be to judge, well leave the judicial powers to that. But we will be bringing to light such cases and publicise them to the full extent.

We will require volonteers to join us in this quest. We will need lawyers, photographers and in general people who are tired of seeing such cruelty around and would want to do something.

We will target four cases specially:

- Extreme cases of animal neglect

- Dog fighting organizations

- Animal abandon.

- Abuse in shelters/animal hoarding
We have set up a special email address:  abuse.letsadopt@gmail.com

If you hate animal cruelty as much as we do please get in touch

Contact: v.larkhill@googlemail.com

Please join Animal Justice

http://www.facebook.com/group.php?gid=18394715517

logo

Ebru: Öncesi ve Sonrası

In Uncategorized on June 3, 2009 at 4:15 pm

Lets adopt final logo

Sevgili arkadaşlar,

Son bir-iki günün olayları bize bazı şeyler öğretti.

1. Türk toplumu hızla değişiyor. Birkaç  yıl önce Ebru gibi bir hayvanın ölümü oradaki taksi durağından öteye geçmezdi. Bugün Türkiye’deki bütün büyük (ve küçük) gazeteler yaşlı bir sokak köpeğinin ölümünü yazıyor.

2. Gazetecilik kendisini tanınmayacak boyutlarda değiştiriyor. Haber inanılmaz hızla yayılıyor, ve bu haber inanılır bir kaynaktan geliyorsa bu ülkenin her köşesine ulaşıyor. Yalan ve iftiranın modası geçti. Şimdi gerçek hakim.

3. Beklenmedik bir durumla karşılaşınca insanların, kurumların, hükümetlerin ilk tepkisi gerçeği inkar etmek, karmaşık ve kapsamlı yalanlar uydurmak. Bu strateji eskiden işe yarıyordu, artık yaramıyor. Bugünün bilgi toplumunda gerçek uzun süreli saklanamıyor.

4. Sahip Çıkalım bir buçuk yıl gibi kısa bir zamanda Türkiye’deki en yaygın hayvan koruma ağı haline geldi. Binlerce dağılmış ve birbiriyle bağlantısı olmayan insan bugün görünmez bağlarla bağlı, ve tek amaçları bu ülkedeki hayvanlar yararına çalışmak. Hayvanları barınaklara hapsetmekle meşgul yorgun ve acımasız insanlarla (onların kimler olduğunu biliyorsunuz) dolu bölünmüş ve dağılmış hayvan organizasyonları, yerini yeni bir nesil hayvan aktivistlerine bırakıyor. Her boş dakikalarını hayvanların yaşamlarını değiştirmeye çalışarak geçirmeyi seçen bir grup genç (ve o kadar genç olmayan), hevesli profesyonel… Bir idealle yönlenen, silahları mantık ve bilgi olan, ve hepsinden önce iletişimin temel kurallarının farkında olan insanlar…

5. Bugün Sahip Çıkalım yeni logosunu açıklıyor. Slogan, ‘Hayvanlara umut, insanlara esin’  bizim hedefimiz. Türkiye’nin hayvanlara davranışlarında kalıcı değişiklikleri ancak ilham ve eğitimle gerçekleştirebiliriz.

Ebru’nun ölümünü izleyen saatlerde kendiniz hakkında ne öğrendiniz? Büyük olasılıkla, daha önce tahmin ettiğinizden daha fazla etkilendiğinizi öğrendiniz. Aniden bir boşluk ve utanç duydunuz. Ebru’nun ölümünün farkına varılmadan geçip gitmesine izin vermeyin. Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız, ve benim ümit ettiklerimi ümit ediyorsanız, sizden rica ediyorum, bir daha asla Ebru’nun katlanmak zorunda kaldığı gibi bir haksızlığa göz yummayın. Sizden, hayvanlara eziyet edenlere engel olmanızı, onların karşısına, onlar doğaları gereği korkak oldukları için hiç korkmadan çıkmanızı rica ediyorum. Hayvanına kötü davrandığını bildiğiniz birini sorgulamaya çekinmeyin, şu anda cehennem hayatı yaşamakta olan bir masum için müdahale etmeye, onu kurtarmaya ve yeni bir yaşam sunmaya korkmayın.

Son olarak, Ebru’nun kritik durumunun duyurulmasından sonraki saatlerde onlarca insandan yaşlı dostumuzu evlat edinme teklifleri geldi. Şimdi o, kendisini hiç kimsenin incitemeyeceği daha iyi bir yere gittiğine göre, aşağıdaki evlat edinilecekler listemizdeki hayvanlardan birini evlat edinmeyi, ya da ona geçici bir yuva sağlamayı düşünmenizi rica ediyorum:

Harley: http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot: http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Frida:        http://www.facebook.com/album.php?aid=24986&id=1314867706&l=955b59ca37

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks

Socks

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020

After Ebru…

In Uncategorized on June 3, 2009 at 4:15 pm

Lets adopt final logo

Dear Friends,

The sad events of the last couple of days have taught us a number of things.

1. Turkish society is changing fast. Just a few years ago the death of an animal like Ebru wouldn’t have made it past the local taxi stand. Today every major (and minor) newspaper in Turkey is reporting on the death of an old stray.

2. Journalism is transforming itself beyond recognition. News travel at an amazing speed, and when the news come from a credible source those news will reach each and every corner of this nation. Slander and lies are out. Truth is in.

3. When faced with an unforeseen circumstance people, corporations, governments first reaction will always be to deny the truth is build elaborate lies. This strategy worked in the past, it doesn’t today. In today’s information society truth cannot be hidden for long.

4. Lets Adopt has become, in barely one and a half years, the largest animal protection network in Turkey. Thousands of previously scattered an unconnected people united now through an invisible link, a group whose only goal is to work on behalf of the animals in this country.

What was previously a divided and scattered group of animal organizations filled with tired and bitter people busy locking dogs in shelters (you know who they are) has given way to a new generation of animal activist. A group of young (and not so young), energetic professionals willing to spend every spare minute in changing animals lives. People driven by an ideal and armed with logic and knowledge and above all a clear understanding of the basic rules of communication.

5. Today Lets Adopt launches its new Logo. The tagline: “Saving animals, inspiring humans” is precisely our aim. Only through inspiration and education we will be able to make lasting changes in the way Turkey treats its animals.

What did you learn about yourself in the hours after Ebru’s death? You very likely learned that you cared more than you previously thought. You suddenly felt a feeling of emptiness and shame. Dont let Ebru’s death pass unnoticed. If you feel what I feel, and if you hope as I hope, I ask you never again to turn a blind eye to an injustice like the one Ebru had to endure. I ask you to stop animal abusers and face them head on without fear as they are, by nature, cowards. Dont be ashamed of questioning someone that you know mistreats his animal, dont be affraid of intervene, rescue and offer a new life to an innocent who is currently living in hell.

Finally, In the hours after the announcement of Ebru’s critical condition we received tens of offers from people wanting to adopt our old friend. Now that she is gone to a better place where noone will hurt hurt her, I will kindly ask you to consider adopting or fostering one of the animals in our adoption list, here:

Harley the Boxer

Harley the Boxer

Harley:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25708&id=1314867706&l=2bc97ec4ac

Caspi

Caspi

Caspi:     http://www.facebook.com/album.php?aid=25185&id=1314867706&l=b88dddd095

Oscar

Oscar

Oscar:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26853&id=1314867706&l=673a4d8e76

Dot

Dot

Dot:  http://www.facebook.com/album.php?aid=26256&id=1314867706&l=8cb365a656

Anatoli the Kangal

Anatoli the Kangal

Anatoli:   http://www.facebook.com/album.php?aid=25206&id=1314867706&l=b59df048b1

Frida

Frida

Tamika

Tamika

Tamika:    http://www.facebook.com/album.php?aid=20738&id=1314867706&l=70dcf50fac

Socks:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20742&id=1314867706&l=6b86369012

Leyla

Leyla

Leyla:     http://www.facebook.com/album.php?aid=20747&id=1314867706&l=cba4e2aa50

Tibet

Tibet

Tibet:     http://www.facebook.com/album.php?aid=24241&id=1314867706&l=ec064b8885


contact v.larkhill@googlemail.com

Join Sahip Cikalim:      http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=7736862020

Marmara Oteli için bir PR (Halkla İlişkiler) dersi

In About Let's Adopt, Adoption stray on June 2, 2009 at 9:52 am

picture by Engin Gercek

picture by Engin Gercek

İstanbul’un en sevecen simgelerinden biri olan sokak köpeği Ebru’yu kaybetmenin trajedisinin yaşandığı bir günde, yanlış yönlendirilmiş Halkla İlişkiler uygulamalarının en belirgin örneklerinden birine tanık olduk.

Marmara Oteli on yıldan fazla bir süre Ebru’ya kusursuz biçimde baktı. Otel alanında kalmasına izin verdiler, yemeğini, suyunu ve tüm veteriner bakımını sağladılar. Marmara Oteli bir şirketin sosyal ve insani görevlerini nasıl yerine getirmesi gerektiğinin simgesi idi, ve hala da öyledir. Yani, buraya kadar herşey mükemmel…

Fakat sonra hiç beklenmeyen bir şey olur. Ebru civardaki bir veya bir kaç serseri tarafından top gibi tekmelenir. Otelin bunca zamandır koruduğu hayvan ölümcül yaralar alır ve 48 saat sonra da ölür.

Bir kaç yıl önce üzücü ama sessiz kalacak olan olay dakikalar içinde binlerce kişinin bilgisayar ekranlarına yayılır. Ve bu da Marmara Oteli için bir Halkla İlişkiler sorunu yaratır.

Bir seçim sorunu idi:

a) Kendilerini eski bir arkadaşı kaybetmiş, endişeli bir kurum olarak ortaya koymak,

b) Veteriner kliniğine koşup sorulardan kaçınmak için alelacele cesedi almak ve zavallı masum Ebru’nun yaşlılıktan öldüğünü ifade eden bir bildiri yayınlamak. Kısacası, hiç bir şey olmamış gibi davranmak.

Konvansiyonel mantık, Marmara’nın A seçeneğini tercih etmesi gerektiğini söyler. Bu büyük bir şirketin insani yanını sergilemek için mükemmel bir fırsat olurdu.

Oysa onlar B seçeneğini seçtiler.

Talihsiz olay basına da yansıdığı için Otelin Halkla İlişkiler ekibi Ebru’nun yaşlılıktan öldüğünü ifade eden basın bültenleri yayınlayarak, Business/Gold üyelerine emailler göndererek fazla mesai yapıyorlar.

Niye böyle bir şey yapsınlar ki? Belli ki bu hayvanı seviyorlardı. Niye ölüm şeklini gizlemek için bu kadar çaba harcıyorlar?

Cevap basit: İş için kötü.

Marmara kendi köpeğine bile bakamıyorsa, misafirlerine bakma yetenekleri hakkında insanlar ne düşünür? Taksim bölgesi kalmak için güvenli bir yer mi? Gece ortalıkta dolaşmak akıllıca mı? Hatta belki bazıları, … İstanbul güvenli bir yer değil diye bile düşünebilirler… öyleyse biz de zavallı yaşlı Ebru öylece ölüvermiş gibi yapalım!!!

Bir yanda, Türkiyenin ne yazık ki bu gibi olaylarla gündelik olarak uğraşmak zorunda olan ve Ebru’nun henüz ameliyattan çıkmış ve karnında kocaman bir yara izi görülen fotoğrafları sunan en büyük hayvan koruma ağı var. O ameliyat saatler sürdü, ve aşırı aciliyeti söz konusu olmasaydı yapılmazdı. Ebru, yaşlılıkla hiç ilgisi olmayan muazzam trauma izleri taşıyordu.

Öbür yanda, hazırlıksız yakalandığı bir durumla çaresiz başa çıkmaya çalışan tedirgin bir Halkla İlişkiler yöneticisi var.

İşte resimler ve hikaye. Ebru öldü. Cesedi Otel tarafından alındı. Şu ana kadar Ebru’nun cesedine ne olduğunu bilmiyoruz.

Eminim Marmara PR ekibi bu soruya iyi bir cevap bulacaktır.

Önerimiz, Marmara’nın PR politikasını bir gözden geçirmesi, ve gelecekte daha açık, şeffaf ve dürüst bir yaklaşım denemesidir. Ne de olsa, Marmara grubu ülkemizde köklü bir kuruluştur.

Sahip Çıkalım bu konuda daha fazla tartışmaya girmeyecektir. Onun yerine Ebru’nun katillerinin yakalanmasını sağlayacak hayati bilgileri paylaşana vereceğimiz 2,000 Amerikan Doları sözümüzü yineliyoruz.

Sahip Çıkalım

SON GÜNCELLEME: İlhan, Animalia’daki veteriner operatör, Ebru’nun ölümü hakkında herhangi bir yorum yapmayı reddetti.

Bazılarınız bunu şaşırtıcı bulabilir. Öyle değil. İlhan mükemmel bir profesyoneldir, ve yanlış ifadeler veremez. O hiçbir zaman Ebru’nun ölüm nedenini yaşlılık olarak bildiremez.

Bir kere daha, Marmara Otel’in son 12-14 yıllık çalışmalarını alkışlıyoruz… ne yazık ki yanlış PR danışmanının önerilerini dinlemeyi seçtiler…

Marmara Oteli’ni boykot etme çağrıları başladı bile. Sahip Çıkalım Marmara Oteli’nin boykot edilmesi konusunda hiçbir çağrıyı DESTEKLEMEYECEKTİR,  tam tersine, işlerinin gelişmeye devam etmesini, hayvan dostu tutumlarını ve bu şehirdeki en adanmış hayvan koruyucularının bazılarının sponsorluğunu sürdürmelerini umuyoruz.

A PR Lesson for the Marmara Hotel

In Uncategorized on June 1, 2009 at 10:52 pm
Picture by Engin Gercek

Picture by Engin Gercek

A PR Lesson for the Marmara Hotel

In a day marked by the tragedy of the loss of Ebru, the stray dog, one
of Istanbul’s most endearing symbols we have witnessed one of the most
blatantly misguided examples of a PR exercise.

The Marmara cared flawlessly for Ebru for over a decade. They allowed
her to stay on the premises, they feed her, water her and provided for
all veterinary treatment. The Marmara was, and still is, an example of
how a company should exercise its civic and humane duty. So… up to
here is great.

But then the unexpected happens. Ebru gets kicked like a ball by some
thug or thugs in the vicinity. The animal the hotel had protected for
so long is fatally injured and ends up dead 48 hours later.

What would have been just a sad but quiet event some years ago
inmediately found its way onto the computer screens of many thousands
of people in a manner of minutes. And this presented a PR challenge
for the Marmara hotel.

It was a matter of choice:

a) Present themselves as the concerned entity that had lost an old friend.

b) Rush to the veterinary clinic, collect the body in a hurry to avoid
further questioning and issue a statement saying the poor innocent
Ebru died of old age. In short, pretend it didn’t happen.

Conventional wisdom would have said The Marmara choose option A. It
would have been a great opportunity to show the human side of a great
company.

Instead it choose option B.

Since the Press caught on the unfortunate event the Public Relations
Team of the Hotel has been working overtime issuing press statements,
and sending emails to its Business/Gold members stating that Ebru died
of old age.

Why would they do that? They obviously cared for that animal. Why
would they go to such extend as to fake the cause of death?

The answer its simple: Its bad for business.

What would people think about the ability of the Marmara to take care
of its guests if they cannot even take care of their dog? Is the Taxim
area a safe place to stay? Is it advisable to walk around at night?
Some would even think.. ummm.. maybe people will think its not safe to
come to Istanbul.. so.. lets pretend poor old Ebru just up and died!!!

On one side you have Turkish largest animal protection network, who,
unfortunately, has to deal with similar cases on a daily basis,
presenting accompanying pictures showing Ebru just out of an operation
and showing a massive scar across her belly. That operation lasted for
hours and it wouldn’t have been perform hadn’t it been because of its
extreme urgency. Ebru presented clear signs of trauma and this had
nothing to do with old age.

Ebru small

On the other hand you have a nervous Public Relation executive
desperately trying to deal with a situation for which he was clearly
not prepared.

Here are the pictures and the story. Ebru is dead. Her body has been
collected by the Hotel. To this time we have no idea of what happen
with Ebru’s body.

Surely, The Marmara PR Team will come out with a good answer for that question.

Our suggestion, the Marmara should look at its PR policy and they
should try a more open, transparent and honest approach in the future.
After all the Marmara group is an institution in this country.

Lets Adopt wont engage in further discussion on this issue. Instead we
maintain our reward of USD 2000 to whomever provides vital information
which leads to the conviction of Ebru’s killers.

Lets Adopt

LAST UPDATE: Ilhan, the veterinary surgeon at Animalia has declined to
make any statements on the issue of Ebrus death.

Some of you will find this puzzling. It is not so. Ilhan is an
excellent professional and he cannot release false statements. He
would never announce Ebrus cause of death old age.

Once again, we applaud the work of the Maramara hotel for the last
12-14 years… unfortunately they decided to follow the advice of a
wrong PR adviser..

There are already calls for a Boycott to the Marmara Hotel. Lets Adopt
will NOT support any calls for Boycott to the Marmara Hotel, on the
contrary, we hope their business continues to flourish and they keep
to their pet-friendly policy, support of the Istanbul stray and
sponsor of some of the most dedicated animal protectors in this city.

Ebru Close crop

Ebru hard copy Hurriyet small

Fullscreen capture 01062009 222215

Fullscreen capture 01062009 222230

Fullscreen capture 01062009 222246

Fullscreen capture 01062009 222258

Fullscreen capture 01062009 222311

Fullscreen capture 01062009 222333

Fullscreen capture 01062009 222540

Taksim Marmara Otel’in köpeği Ebru için adalet – Justice for Ebru, the dog of the Marmara Hotel

In Uncategorized on June 1, 2009 at 2:32 pm

Ebru close

“Taksim Marmara Otel’in köpeği Ebru için adalet
Ebru, neredeyse 12 yıldır İstanbul’un sembollerinden biri olmuştu.

Safkan bir İstanbul sokak köpeği olan Ebru pekçokları tarafından
İstanbul’un merkezi olarak kabul edilen Taksim’deki The Marmara oteli
tarafından sahiplenilmişti. Bu zaman içinde Ebru herkesin önünde
buluştuğu bu mekanın karakteristiklerinden biri haline gelmiş, bu iyi
huylu ve sevecen köpek kentimizi ziyarete gelen bir çok ünlüye de
patisini uzatmıştı. Kimler yoktu ki bu ziyaretçilerin arasında;
Elçiler, devlet adamları, yıldızlar, işadamları, dünyanın dört bir
köşesinden gelen turistler, kapının önünde sevgilisini bekleyen
aşıklar…

Ebru her zaman oradaydı, otel girişinin sağındaki paspasının üstünde,
sanki son zamanlarda hoşgörü, iyilik ve şefkatin anlamını unutmuş olan
bu kentin ortasında bu soyut kavramların bir simgesi olarak, bazen
ayakta, bazen paspasının üzerinde yatarak karşılıyordu
ziyaretçilerini.

Ebru dünyanın en prestijli yayınlarına, hatta önde gelen tasarım
dergisi Wallpaper’a bile konu oldu. Dergi bu harika hayvanı kapağına
koydu ve altına da şunu yazdı: İstanbul, En İyi Kent!

Geçen hafta Ebru’nun hayatı dramatik bir şekilde değişti. Bir veya
birkaç şahıs tarafından dehşet verici bir saldırıya uğrayan Ebru, bu
kişilerin herhalde en sevdikleri futbolcuları taklit etmek için
karnına attıkları bir, iki, üç, beş… sayısını bilmediğimiz sayıda
tekmeyle yaralandı. Bu saldırı hayvanlara işkence yapanlardan
beklendiği üzere şiddet dolu ve acımasızdı. En kötüsü de, onlarca
belki de yüzlerce insanın gözleri yaşanan bu vahşete kimsenin dur
dememiş olması, bu gaddar serserileri kimsenin durdurmamış olmasıydı.

Ebru kötülüğün gözlerine bakakaldı öylece. Onu tüm güçleriyle
defalarca tekmelediler. Canları sıkılıp gittiklerinde kaldırımda
hareketsiz kaldı. Ebru kendini hiç o gece olduğu kadar yapayalnız
hissetmemişti. Sonunda binbir güçlükle ayağa kalıp The Marmara’nın
önündeki köşesine dönebildi, oradan da hemen Vet. Dr. İlhan Bey
tarafından acilen ameliyata alınmak üzere İstanbul’un en iyi hayvan
hastanesi Animalia’ya kaldırıldı.

Göğüs kafesinde çeşitli yaralanmalar, akciğerde hasar, diyaframda
çeşitli zedelenmeler… Ebru’nun bağırsakları darbelerin etkisiyle o
kadar yer değiştirmişti ki kalbine ulaşmıştı neredeyse. Becerikli ve
deneyimli cerrah Ebru’nun iç organlarını bir bulmacanın parçaları gibi
yerlerine yerleştirmek zorunda kaldı.

48 saat direndikten sonra, 1 Haziran, Pazartesi günü Ebru hayata veda etti.

Yaşadığı korku ve şaşkınlık sonsuza kadar bizimle olacak.
İlgilendiğimiz tüm korkunç olaylar arasında Ebru’nun dramı ruhumuza
bambaşka bir şekilde ve çok derinden dokundu.

Bir ulusun kahramanlarına karşı davranışı o ulusun değerlerini
yansıtır. İşte bu yüzden Ebru (ve onun gibi binlercesi) için oturup
düşünmeli ve bu hikayelerin hakkımızda anlattığı gerçeklerle
yüzleşmeliyiz.

Türkiye’nin en büyük hayvan hakları topluluğu olan Sahip Çıkalım!
Olayın şahitlerine ulaşacak, gerekli kanıtlara ulaşacak, raporları
hazırlayacak ve bu vahşi saldırının sorumlularını tüm belgelerle
birlikte adalete teslim edecek.

Ancak önce bu insanlıktan uzak kişileri bulmak için yardımınıza
ihtiyacımız var. Sahip Çıkalım! bu gaddarca saldırıya dair, saldırıyı
gerçekleştirenlerin mahkum edilmesini sağlayacak bilgisi olanlara 2000
USD ödül veriyor.

Bu olaya tanıksanız, veya tanık olan başkalarını tanıyorsanız,
biliyorsanız lütfen Viktor Larkhill’le bağlantıya geçin.
v.larkhill@googlemail.com

Bu arada, bu güzel köpeğe, Ebru’ya, bunca yıl bakan, onu koruyan The
Marmara Oteller Grubuna teşekkür ediyoruz. Ebru bizim için The
Marmara’nın sakinlerinden biriydi. Kendilerine kayıplarından dolayı
üzüntümüzü ve en içten taziyelerimizi iletmek istiyoruz.

Saygılarımla,

Viktor Larkhill

——————–

Justice for Ebru: the dog of the Marmara Hotel Taxim.

For nearly 12 years Ebru was a symbol of this great City, Istanbul.

A pure Istanbul stray Ebru was “adopted” as a puppy by the Marmara
Hotel in Taxim, the square that many consider Istanbul centre. For
over a decade, Ebru has been a fixture of this emblematic location.
This kind and affectionate dog has been greeting and extending her paw
to countless personalities visiting our beloved city. Ambassadors,
Heads of State, businessmen, tourists from every corner of the world,
Ebru was always there, standing or lying right by the Hotel Concierge,
a symbol of hope kindness and tolerance in a city that in recent times
seems to have forgotten the meaning of those abstract concepts.

Ebru has been featured in some of the worlds most prestigious
publications, even Wallpaper, the leading design publication, put this
amazing animal on its cover under the Headlines: Istanbul, Best City!

Ebru’s life just took a dramatic turn las week. Ebru  was brutally
attacked by one or more individuals who, presumably trying to emulate
their favorite footballers, proceeded to merciless kick her in the
stomach one, two, three, multiple times. The attack was savage and of
a brutality typical of animal abusers. Worst of all, it happened in
plain view of tens, possibly hundreds of people who did nothing to
stop the merciless thugs.

Ebru stood there, looking into the eyes of evil. They kicked her with
their full strength time after time. She suffered as they walked
again, leaving her paralized on the pavement. Never Ebru felt more
alone that that night. Eventually she returned to her corner in front
of the Hotel from where she was rushed to Animalia, one of Istanbul’s
best veterinary clinics where Vet. Ekim Ilhan performed an emergency
operation.

Multiple fractures in the thoracic box, damaged lungs, a fractured
diaphragm. Ebru’s intestines were pushed up by the force of the blows
and reached the heart area. The skilled veterinary surgeon had to
re-compose Ebru internally, much like a puzzle.

After 48 hours of struggle Ebru passed away today Monday the 1st of June.

The fear and confusion she must have felt will forever leave an
impression in our minds. Of all the cases we have worked on this one
has touched our souls in a profound way.

A Nation’s treatment of its Heroes is a reflection of its values. We
must therefore reflect about what the story of Ebru (and countless
animals victims of abuse) tells us about ourselves.

Let’s Adopt, the biggest animal welfare network in Turkey will track
down witnesses, collect available evidence, prepare necessary reports
and bring the culprits to justice but first we have to find them and for that
we need your help. Let’s Adopt will offer a USD 2000 reward to
whomever provides information that leads to the conviction of those
who committed this despicable atrocity.

If you witnessed, or heard of anyone who witnessed the events
described above, please contact Viktor Larkhill on:
V.Larkhill@googlemail.com

We want to thank the Marmara Hotel Group for the many years of
protection offered to this beautiful dog. Ebru was, officially, a
resident of the hotel, and we want to express our most sincere
condolences for their loss.

Kind regards

Viktor Larkhill