Viktor Larkhill

Archive for July, 2009

Kayışdağı’ndaki Yeditepe Üniversitesi’nde Acil Durum! – Emergency at Yeditepe University in Kayisdagi

In Uncategorized on July 31, 2009 at 12:52 pm
Yeditepe University

Yeditepe University

Kayışdağı’ndaki Yeditepe Üniversitesi’nde Acil Durum!

Merhaba…
Bu sabah bir gönüllümüzden Yeditepe Üniversitesindeki köpeklerin toplanarak Tuzla ormanına götürülüp bırakılmasına karar verildiğini öğrendik. Bu köpeklerden bazıları en fazla bir kaç haftalık. Az önce üniversite rektörü Prof. Dr. Ahmet Serpil ile yaptığım telefon görüşmesinde, ki kendisi mükemmel İngilizce konuşuyor, kendisinin bu durumdan hiçbir şekilde haberi olmadığını ve derhal ilgili kişilerle konuşarak durduracağını belirtti.
Let’s Adopt daha önce de bu gibi durumlarla karşılaştı. En sonuncusu olan Yıldız Teknik Üniversitesi şimdi uluslararası platformda kedilerin çuvallara doldurularak yollara atıldığı bir yer olarak biliniyor. Bu gibi olaylar sürekli oluyor ve bizi artık inanmama yoluna sevk ediyorlar.
Yine de Prof. Serpil’e bu konuda bir şans vereceğiz ve sözünü tutacağı konusunda güveniyoruz.
Lütfen Yeditepe Üniversitesi’nde çalışıyorsanız veya eğitim alıyorsanız bu konudan haberdar ve ihtiyatlı olunuz zira tecrübelerimiz bu konunun burada bitmeyeceğini söylüyor.

Selam ve saygılar

—–

Yeditepe University

Yeditepe University

Emergency at Yeditepe University in Kayisdagi.

Hi..

This morning we were informed by a volunteer that the Yeditepe University has decided to round up the dogs of the campus and dump them at the Tuzla forest.

Some of those dogs are barely weeks old.

A few minutes ago I got on the phone to the Rector of the University, Prof. Dr. Ahmet Serpil who, in perfect english, explained me that he is totally unaware of such plans and that he would immediately speak to his people to halt them.

Lets Adopt has experienced this kind of situation before.

Last time at Yildiz Technical University, now internationally recognized as a place where cats are put in bags and dumped on the road.. they happen constantly, so we are inclined not to believe it.

Still, we will give a vote of confidence to Mr. Serpil and trust that he will honor his word.

In any case, if you are working or studying at the Yeditepe University please be aware and vigilant as experience tells us this issue wont end up here.

Regards

Modern Zamanlarda Soykırım – A modern day Genocide

In Uncategorized on July 27, 2009 at 8:15 pm
Modern Day Genocide

Modern Day Genocide

Modern Zamanlarda Soykırım

“Köpekleri bulundukları yerden kaldırmak veya öldürmek bir toplumun kopek fazlası problemine çözüm olamaz: sorunun kaynağı hakkında hiçbir çözüm getirmez.” – Köpek Nüfusu Yönetimi, WHO Geneva 1990 (Sayfa 74).

Soykırım: Kasıtlı ve sistematik olarak bir ırkın, politik ya da sosyal grubun yokedilmesi.

Bugün modern zamanlardaki bir soykırımdan söz edeceğiz.

Bugün odağımız ülkemizde, Türkiye’de, ırkından bağımsız bir türün tamamı üzerinde yürütülmekte olan bir soykırım. Bu tür, köpek…

Thirst

Thirst

Her rejimin tercih ettiği bir metod oldu. Nazi Almanya’sı “Son Çözüm”ü gaz odalarında, açlıkta ölümde ve infazda buldu. Rwanda’da ise Hutu’ların seçtiği ölüm silahı uzun bıçaklarıydı. Toplu katliam ve tecavüz Balkanlar da tercih edilmişti.

Bugün, 2009’da, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler bir başka yöntem deniyorlar, Osmanlı’nın Hayırsız Ada’da denediğine benzer bir yöntem bu. Ülkemizde pek çok belediye sahipsiz sokak hayvanlarını metropolleri çevreleyen ormanlık alanlara atıyor. Bu alanlarda içecek bir yudum su, yiyecek bir lokma ekmek bulmak imkansız.

Desperation

Desperation

Bu sistematik yokediş politikasının sonuçları ekteki fotoğraflarda görülebilir. Türkiye’nin her yerinde kentlerden toplanmış, kimi zaman kısırlaştırılmış ve ardından gecenin karanlığında ıssızlığın ortasında kaderine terkedilmiş köpeklerle ağzına kadar dolu. Yüzlerce, binlerce hayvan arabasıyla gelip geçenlerin şaşkın bakışları altında açlık ve susuzluktan ölüyor.

Bu fotoğraflarda gördüğünüz belediyelerin büyük çaplı ve genel bir biçimde bu ülkenin yasalarına karşı çıktığını göstermektedir. 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası açıkça kısırlaştırılan hayvanların alındıkları bölgeye geri bırakılmasını emrediyor. Son derece ironik ve trajik olan o ki bizzat yasaları uygulamakla görevli olanlar yasayı bu derece utanmaz bir umursamazlıkla yok sayabiliyorlar.

Hunger

Hunger

Bu utanç verici durum mutlaka sona ermeli ancak kendi başına son bulmasını da bekleyemeyiz. Politik güçlerin bir anda, yasal olmayan davranışlarıyla yarattıkları ekolojik katliamın farkına varıp vicdanlarını dinlemeye başlamalarını beklemek büyük saflık olur. Eko-sistemler büyük zarar görmekte, ormanlar bu keskin yoksunluğa katlanamayan hayvanların çürümekte olan bedenleriyle dolu. Bu hayvanların acısını dindirmek için savaşan pek çok insanın hayatı da bu nedenle kökünden değişmiş durumda.
Ulusal medyanın ve kamuoyunun bu konu hakkında aktif bir duruş sergilemesinin; ülkemize utanç veren ve itibarını zedeleyen devasa bir yokedimle karşı karşıya olduğumuzu anlamasının zamanı geldi. Verdiği görüntü ve algılanış biçimine dair kaygıları olan Türkiye gibi bir ülkenin konunun çözümüyle yakından içtenlikle ilgilenmesi ve soruna mantık ev insanlık ışığında yaklaşması gerekiyor.

Bu gerçekleşinceye kadar modern zamanların soykırımı devam edecek… gözlerimizin önünde hem de.

Viktor Larkhill

Sadness

Sadness

——

Modern Day Genocide

Modern Day Genocide

A modern day Genocide.

“Removal and killing of dogs should never be considered as the most effective way of dealing with a problem of surplus dogs in the community: it has no effect whatsoever on the root cause of the problem.” – Guidelines for Dog Population Management, W.H.O. Geneva 1990 (page 74).

Genocide: the deliberate and systematic destruction of a racial, political, or cultural group.

We are going to focus on a modern-day genocide.

We will focus on the genocide committed today, in Turkey, our country, against a whole species, independently of its race. The Dog.

Thirst

Thirst

Every regime has a preferred method. Nazi Germany chose a variety of methods to apply its “final solution”, gas chambers, death by starvation, executions. In Rwanda, the Hutu’s method of choice was death by long knife. Mass rape and executions were preferred in the Balkans.

Today, in 2009, Municipalities around Turkey are opting for a different method, but one that was already applied by the Otomans in Hayirsiz Ada… A large number of municipalities in Turkey are sending their stray dogs to the forests circling metropolitan areas; areas where they have neither a piece bread nor a drop of water to survive.

Desperation

Desperation

The result of this systematic policy of extermination can be seen in the following pictures. Forests all around Turkey are filled to the brim with dogs collected in the cities, neutered (at times) and then dumped in the middle of the night in a location away from any inhabited settlement. Hundreds, thousands of animals starving and dehydrating to death under the disbelieving eyes of those who drive by.

What you see in this pictures if a massive and general act of breaking the law on the part of Municipalities. Animal welfare Law 5199 clearly states that stray dogs must be neutered and returned to the precise location where they were found. It is somewhat ironic and tragic that laws are being broken with such a blatant nonchalance by those people who were supposed to enforce them.

Hunger

Hunger

This shameful state of affairs must stop, but it won’t stop by itself. It is completely misguided to live in the hope that the political powers will suddenly acquire conscience of the ecological cataclysm they are causing with their unlawful behavior. Entire ecosystems are being damaged. Forests all around the country are now littered with the rotting bodies of those who couldn’t survive this absolute deprivation. The lives of many people are completely transformed too, as they are fighting with all their might to alleviate the suffering of all those animals.

It is time for national press and the general public to take an active stance on this issue. It is time for the Press to understand that we are facing here is a massive act of destruction which brings shame and disrepute to our nation. A nation as concerned about is image and the way it’s perceived as Turkey should make a concerned and sincere effort, and a logical and humanistic approach in solving this situation.

Until it does so, this modern-day genocide will continue. Right under your very eyes.

Viktor Larkhill

Sadness

Sadness

YILDIZ ÜNİVERSİTESİNDE ZULÜM – OUTRAGE AT YILDIZ UNIVERSITY

In Uncategorized on July 24, 2009 at 8:32 pm
Ismail Yuksek

Ismail Yuksek

Çılgınlık ve aptallık işgali…

Sadece dündü, Yıldız üniversitesi rektörünü yayınladığı bildiride kampüsteki kedilere bakan gönüllülerle ortak çalışılacağını belirttiğinde.
Aptal yerine konulduk. Prof. İsmail Yüksek bize yalan söyledi.
Bize Yıldız Üniversitesindeki kedilerin toplanmasına son verileceği söylenmişti. Geçtiğimiz günlerde Rektör toplumun çeşitli kesimlerinden telefonlar aldı. Bunlardan bazılarına verdiği yanıtlarda işbirliği yapacağını söyleyerek gönüllülerden hayvanların kısırlaştırılmasında yardımda bulunmalarını istedi.

Maalesef arka planda Rektörümüz temizlik işçilerine mümkün olduğu kadar çok kedi toplanması konusunda emir vermiş.
Aşağıda kayıp kedilerin bir listesi var. Hepsine birer isim verdik ki onları birer “can” olarak düşünün, sadece sıradan birer “kedi” değil.
1. Mamie – tekir anne, emzirdiği 4 yavrusu var; Benek, Duman, Zeytin ve Peynir.
2. Melek – siyah beyaz bir anne (3 bebeği veterinerde tedavi görüyor)
3. Pamuk – beyaz anne
4. Pıtırcık – tekir erkek
5. Çiçek ve Böcek – kız erkek iki kardeş

Aynı anda Rektör hem sözlü hem de yazılı olarak yalanlarını sürdürüyordu. Hatta evinde bir kedisi ve bahçesinde bir köpeği olduğunu söyleyecek kadar ileri gitti.
Merak ediyoruz; acaba kedisi hakkında ne düşünüyordur…
Kampüs çalışanları yakalamalara şahit ancak kovulma korkusuyla konuşamıyorlar.
Rektörlük şimdi de üniversite görevlilerini ve öğrencileri, kedileri doyuran gönüllüleri taciz ediyor. Kedileri istemeyen akademisyenler (!) ise her zaman olduğundan daha kışkırtıcı. Öyle görünüyor ki yıllarca süren öğretim yaşamları onlara bir şey öğretmemiş, çete halinde bir grup kedinin üzerine gitmekten başka tabii.

Durum içler acısı.

Sahip Çıkalım! ülkemizin en saygın yüksek öğrenim kuruluşlarından birinde süregitmekte olan bu talihsiz durumdan medyayı haberdar etmek için elinden geleni yapacaktır.

Genellikle kurumların?insanların yaptığı bu tür şeyler kimse suçlarının farkına varmadığından gözden kaçar. Yıldız üniversitesinin durumunda bu böyle olmayacak.

Bizi izlemeye devam edin… gelişmelerden sizleri haberdar edeceğiz.

Lütfen rektörü aşağıdaki telefonlardan arayın veya kendisine bu adresten email gönderin.

Ismail YUKSEK

Phone: +90 212 261 20 02
yukseki@yildiz.edu.tr

Beni de cc’lemeyi unutmayın: v.larkhill@googlemail.com

—–

Ismail Yuksek

Ismail Yuksek

Madness and foolishness prevails.

Just yesterday we informed that the Rector of Yildiz University had decided to cooperate with the volunteers caring for the cats of the campus.

We were fooled. Mr. Ismail YUKSEK lied to us.

We informed that our volonteers were able to stop the collection of the cats at Yildiz University campus. The following day, the Rector Ismail YUKSEK received a large number of complains from members of the public. He replied to some of them offering his cooperation and asking for us, the volunteers to assist them in the neutering of some of those cats…

Unfortunately, in the background, the Rector gave orders to his cleaning team of collecting as many animals as possible.

So this is the count of the missing cats. We have given them names, so that you can relate to them as individual lives, not just ” a cat”.

1. Mamie…a tabby mother feeding four kittens, Benek, Duman, Zeytin and Peynir.

2. Melek, a Black and white moter (her kittens were at the clinic for treatment)

3. Pamuk, a white mother

4. Pitircik, a tabby male

5. Cicek and Bocek, brother and sister.

In the meantime the Rector continue lying both verbally and by email correspondence. He went as far as saying that he has a cat a home and a dog in the garden.

We wonder what his cat thinks of him nowadays…

The employees of the Campus are witness to the catching, however, they dont want to speak out because of fear of being fired.

The Rectorate is now harrassing the university staff and students, volunteers feeding the cats. The academicians who don’t want the cats are now more and more virulent. It seems their many years of teaching experience has not taught them anything and, in a pathetic display of mob mentality are now ganging up against a bunch of cats.

The whole situation is pathetic.

Lets Adopt will do its utmost to bring out the attention of the media to this unfortunate situation currently taking place in one of Turkey’s institutions of higher learning…

Usually institutions/people get away with things because nobody notices their crimes. This wont be the case at Yildiz University.

Stay tuned.. we will be updating you as events develop.

Please drop a line to the rector or call him on:

Ismail YUKSEK

Phone: +90 212 261 20 02
yukseki@yildiz.edu.tr

Pls cc us on the email: v.larkhill@googlemail.com


Sahip Çıkalım! Yaratıcı Platformu – Let’s Adopt! Creative Platform

In Uncategorized on July 23, 2009 at 4:35 pm
Let's Adopt Creative Plattform

Let's Adopt Creative Plattform

Sevgili arkadaşlar,

Özel bir gün bugün çünkü özel bir kulüp kuruyor ve sizleri de hergün biraz daha büyüyen topluluğumuz içinden bu klübe katılmaya davet ediyoruz.

Bu kapalı ve gizli bir grup! Sadece davetliler girebilir.

Bu gruptaki herkes grafik tasarımcı, çizgi roman yaratıcısı, ressam, fotoğrafçı, yazar, müzisyen, oyuncu, yönetmen, dansçı, radyo/tv/sinema yapımcısı, ses mühendisi, web veya endüstriyel tasarımcı, multi-medya uzmanı, dekoratör, mimar, yani sanatçı.

Ve hepiniz Sahip Çıkalım! gönüllülerisiniz.

Sahip Çıkalım! tasarım, multimedya, yayıncılık gibi projelerde yeteneklerinizden yararlanmak istiyor.
Ayrıca çalışma grupları, Skype toplantıları ve yaratıcı fikirlerin özgürce paylaşıldığı bir ortam yaratacağız hep birlikte.
Dilerseniz bize katılın, ama sadece katkıda bulunmaya istekliyseniz.

V Larkhill

Not Dövme sanatçıları buyursunlar!

—–

The Creative Team

The Creative Team

Dear friends,

Special day today as we are setting up and sending you an invite to join a very special Club within our ever growing community.

This is a private and invitation only Club.

Everyone in this group will be a very special person. You are all either a graphic designer or a comic book artist, a painter, a photographer, writer, musician, actor, filmmaker, dancer, TV – Radio Producer, Sound Engineer, web or industrial designer, multi media expert, Interior Designer, Architect, in short, an artist.

All of you are also Let’s Adopt! volunteers.

Lets’s Adopt! will draw on your talents for a variety of projects including design, multimedia and broadcasting.

There will also be workshops, Skype meetings and a free exchange of creative ideas.

Join us at your will, but only if you are willing to contribute.

V Larkhill

PS Tattoo artists welcome!

Sahip Çıkalım! neden dilekçe imzalamaz…

In Uncategorized on July 23, 2009 at 12:39 pm
Frankie Larkhill: Life's a Beach

Frankie Larkhill: Life's a Beach

Her gün üyelerimizden o veya bu hayvan hakları sorunu için onlarca dilekçe imza isteği alıyoruz.

Bunu yapmayacağımızı ve nedenlerini anlatmak istiyorum.

Bence dilekçeler müthiş şeyler.Dünyanın her yanında on binlerce, yüz binlerce hayvan hakları savunucusu imzalıyor bunları, nerdeyse her gün. Biz değil.

Öncelikle, birisini desteklesek her birini desteklemek zorundayız. Ardından, eğer her birini tek tek inceleyecek ve imzalayacak olsak başka hiç bir şeye zamanımız kalmaz. Son olarak ve herşeyden önemlisi, çoğu defa bunların sonuca ulaştığına inanmıyorum.

Dilekçelerin uzun ve renkli bir tarihçesi var. Örneğin en sevdiklerimizden birisi 1783’te William Wilbeforce tarafından Britanya Parlamentosu’na verilendir. Burada Willam Willeforce ve imzacılar köle ticaretinin sona erdirilmesini rica ederler. Bu iğrenç ticaret 25 Mart 1807’de sona erer.

Bugün, 21. Yüzyılda teknolojik gelişmeler bize sivil toplumun bireyleri olarak çok daha etkin olma fırsatı getirdi.

Bloglar ve vatandaş haberciliği harika gereçler, ancak bunları esaslı bir sosyal medya anlayışıyla birleştirince etkileri katlanarak artıyor.

Son bir ay içinde Sahip Çıkalım! Bu tür 3 etkinliğin içinde yer aldı. Bir: HaberTürk’ün sokak köpekleri hakkındaki editorial yaklaşımını değiştirdik. İki: Yıldız Üniversitesi rektörünü kampüsteki kedilerin bakımını üstlenen gönüllülerle işbirliği yapmaya ikna etti. Ve son olarak bugün, arkadaşımız Tolga Yıldız sahibinden.com’u boykot kampanyasında başarısını ilan etti.

Sahibinden.com yöneticileri sitelerinde bundan böyle evcil hayvan satışı yapılmayacağını, bunun yerine yurdun dört köşesinde barınaklarda acı ve çaresizlik içinde kıvranan hayvanların sahiplendirilmesi için bir platform yaratacaklarını bildirdiler.

Bu, bir yerde Tolga’nın zaferi ve buradan kendisini cesareti ve kararlılığı için kutluyoruz. Ancak, Tolga tek başına bu sonuca ulaşamazdı. Sizin sayenizde, sizin telefonu elinize alıp aramanız, değişiklik için mektup ve emailler yazmanız sayesinde bu zafere ulaşıldı.

Yani, bu sadece Tolga’nın değil sizin de zaferiniz.

Siz harikasınız!

Sahip Çıkalım! Sahibinden.com genel müdürü Müge Seymen’e de konu hakkında gösterdiği anlayış ve olumlu tepki için teşekkür ediyor.

V Larkhill

Viktor Larkhill

Viktor Larkhill

Why Let’s Adopt! doesn’t sign petitions

In Uncategorized on July 23, 2009 at 12:35 pm
Dr. Doom, looking for a family

Dr. Doom, looking for a family

We are receiving daily requests from members who ask us to support petitions on behalf one or another animal cause.

We can’t do that for them but I thought I’d tell you why.

I think petitions are great. Tens of thousands of animal welfare activists around the world sign not one but many of them on a daily basis. Not for us though.

First, if we supported one petition we would have to support all of them. Second, it takes too much of our time to even think about them, never mind sign them. Finally, and most importantly, I am convinced they don’t work most of the time.

Petitions have a long and illustrious history. One of our favorites was presented to the British Parliament in 1783 by William Wilbeforce. In it, Wilbeforce and the undersigned requested the abolition of slave trade. This abhorrent trade was finally abolished on 25th March 1807.

Today, in the 21st century technology has changed everything and it has granted us more effective ways to create change in civil society.

Blogs and citizen journalism are great tools but if you combine them with a good understanding of social media, their effect increases exponentially.

In the last month Let’s Adopt! has been involved in three such actions. First, we made HaberTurk change its editorial line on stray dog issues. Secondly, we convinced the rector of the Yildiz Technical University to cooperate with the volunteer groups caring for the cats in the campus. And finally today, our friend Tolga Akyildiz, announced the success of his Boycott Sahibinden.com Campaign.

The Management of sahibinden.com has announced that there won’t be any more advertisements promoting sales of companion animals on their site. Instead, they will create a platform for the adoption of animals languishing in shelters all over the country.

This is partly Tolga’s victory and from here we salute his courage and decision. However, Tolga alone could not have achieved these great results. It was thanks to YOU. YOU took the time to grab the phone and call, you took the time to write and email and express your wish for change.

So this is not only Tolga’s victory. It is YOUR victory too.

You are all wonderful…

Let’s Adopt! salutes you and wants to thank Muge Seymen, the General Manager of Sahibinden.com for her understanding and handling of the issue.

Viktor Larkhill

Let’s Adopt!

Viktor Larkhill

Viktor Larkhill

Maria ve Lola, Haykod’dan kurtarıldı (Ankara)

In Uncategorized on July 21, 2009 at 10:09 pm
Maria and Lola

Maria and Lola

Ankara’nın meşhur (!) Haykod barınağının yöneticisi Gamze Erkök Neer bir bildiri yayınlayarak Sahip Çıkalım gönüllülerinin hayvanlarını asla kurtaramayacağını iddia etti.

Bu bildiri zaten kendi içinde son derece acıklı çünkü bu insanların köpekleri kafeslere tıkmak yerine kurtarıp sahiplendirmeye çalışmaları gerekiyor.

Göreceğiniz fotoğraflar bu kurtarma operasyonlarından birisine ait.. Bu iki bebek Ankara Haykod barınağından kurtarıldı. Görevlinin başlangıçtaki direnci de 50 lirayla kırıldı.

Cehennemden cennete, Ankara’daki gönüllülerimiz sayesinde.

We love you

We love you

İki hasta bebek derhal Istanbul’a getirilip veteriner bakımı altına alındı ve geçici evlerimizden birisine alındı. Dört ay sonra bir arkadaşımızla yaşamak üzere Barselona’ya (İspanya) gittiler.

Sahip Çıkalım! gönüllülerini İstanbul ve diğer kentlerdeki barınakları ziyaret ederek buralardan bir kedi veya köpek kurtarmaya ve biz bu cana yeni bir ev bulana kadar geçici ailelik yapmaya çağırıyor.

Dünkü mesajımızda da belirttiğimiz gibi bu insanlar bu barınakların sorumluluğunu alabilecek niteliklere sahip değiller. Sahip Çıkalım! hayvanları bu insanların elinden kurtarmak için SİZDEN yardım bekliyor.

Lütfen v.larkhill@googlemail.com adresine yazarak bölgenizdeki barınakla ilgili kurtarma operasyonun koordine edebilirsiniz.

That bound is mine

That bound is mine

Maria and Lola, rescued from Haykod (Ankara)

In Uncategorized on July 21, 2009 at 10:03 pm
Maria and Lola

Maria and Lola

Yesterday Gamze Neer, the manager of an infamous Ankara shelter, HAYKOD, issued a statement saying that they would never allow Let’s Adopt volunteers to rescue any of their dogs.

This statement, in itself is very sad, as those people should be working towards rescuing and re-homing dogs instead of keeping them locked in cages.

The pictures you are about to see are the story of one of those rescues. Those two little puppies were rescued from the HAYKOD shelter in Ankara. The initial resistance on the part of the employee was soon forgotten with the help of that great problem solver… a 50 lira note.

The two ill puppies were immediately flown to Istanbul, given proper veterinary care and placed on one of our foster homes. Four months later they were flown to Barcelona (Spain) were they live with a friend of us.

We love you

We love you

From hell to heaven thanks to our Let’s Adopt volunteers in Ankara.

In coming days we will be disclosing similar stories of animals we have been rescuing from shelters all across Turkey.

Let’s Adopt would like to encourage its volunteers to visit any shelter in Istanbul and other cities to rescue a dog or a cat from there and to keep him at home on a foster home basis whilst we find the perfect family for him. As we described on yesterday’s post the people currently involved in those shelters shouldn’t be allowed to handle such responsibilities, Let’s Adopt will do its very best to save as many animals from the hands of those people but to do so we need YOUR help.

Please contact v.larkhill@googlemail.com in order to coordinate specific rescue operations in your local shelter.

That bound is mine

That bound is mine

Değişime Çağrı – Değerlerin Yeniden Düşünülmesi Barınak Gönüllülerine Büyük Şok

In Uncategorized on July 20, 2009 at 11:49 pm
Frankie Larkhill enjoying the garden

Frankie Larkhill enjoying the garden

Siz okumadan söyleyeyim, bu ileti hayvanseverler camiası içinde infial yaratacak. Okumayı bitirdiğinizde konuyla bir bağ kurduğunuzu düşüyorsanız lütfen listenizdeki tüm hayvanseverlere gönderin.

Bu ileti neden önemli? Çünkü yeni bir sistemin başlangıcına işaret ediyor. Çünkü barınaklarda şu anda kullanılmakta olan sistem çalışmıyor. Bir kandırmacadan başka birşey değil. Bu barınaklardaki bazı kişiler de yüceltilmiş “toplamacı”lardan başka birşey değiller. Bu insanlar için hayvan koruma bir tür güç oyunu, masum hayvanların hayatları üzerinden oynanan bir oyun.

Frankie Larkhill at the forest with Elif

Frankie Larkhill at the forest with Elif

Bundan iki yıl önce Sahip Çıkalım! kurulduğunda amaçlarımızdan biri de İstanbul’un çeşitli barınaklarında bulunan çaresiz hayvanlara yardım etmekti. Ancak çok kısa zaman içinde bunun imkansız olduğunu öğrendik. Sahip Çıkalım! yeni bir sistem ve bambaşka değerlerle gelerek oturmuş düzene karşı çıktı ve barınaklardaki hayvanlara savaş esiri muamelesi yapan “eski ekol” gönüllüler buna çok da sıcak bakmadı. Ne zaman kör, üç bacaklı kedi ve köpeklere yardım elimizi uzatsak reddedildik. Ne kadar şeffaf olduğumuzu göstermeye çalıştıysak o kadar dinlenmedik… hatta şiddete bile maruz kaldık.

Sonra, yaklaşımımızı değiştirdik.

Hero, the day we met her

Hero, the day we met her

Son iki yıldır Sahip Çıkalım! Gönüllüleri İstanbul’daki barınakları ziyaret ederek çaresiz durumdaki köpekleri kurtarıyor. Bazılarını verdiğimiz link’te görebilirsiniz. Onlardan daha çok ama çok var. Bu köpekler acilen onaylı kliniklerimize götürülerek tedavi edildi, çoğu zaman ameliyata alındı, tedavisi zor kırıklarda ise Avrupa’da tedavi olmak üzere yurt dışına gönderildiler. Bu durumlardaki köpeklerimizin büyük çoğunluğu, hayat kurmak için herşeyi göze alan bir grup özel insan, yani en yakın gönüllülerimiz tarafından sahiplenildi. Burada isim vermek istemiyorum, onlar kendilerini biliyorlar. Zaten liste çok uzun…

Hero, the day of her rescue

Hero, the day of her rescue

Üsküdar (Asude Ustaoğlu yönetiminde) ve Gürpınar (Sema Mandev yönetiminde) barınakları gibi bir çök barınaktan çok sayıda köpek kurtardık. İzmir’den, Ankara’dan, Bolu’dan, Adana’dan… Ankara’daki meşhur (!) Haykod barınağından kurtarabildiğimiz her can bize apayarı bir mutluluk vermiştir hep. Her defasında bu çocuklar İstanbul’daki kusursuz yuvalarında, kusursuz hayatlara kavuştular ve gerçek hayvanseverlerle çevrili oldular, hayatına bir çeşit anlam vermeye çalışan “toplayıcılar”la değil.

Bu kurtarma operasyonları hakkında birşey yazmadık… neden? Çünkü hayvanları kurtarmaya ve bu işin nasıl yapıldığını göstermeye odaklandık.

Hero Today

Hero Today

Barınaklardaki gönüllülere, özellikle de sahiplendirme yapanlara şu dört öneride bulunmak istiyoruz:

1. Sahiplendirmenin ilk ve en önemli koşulu ikametgah DEĞİLDİR, sahiplenenin karakteridir. Başka bir deyişle, birisine bir köpek veya kedi vermeden önce onun bir hayvan sahiplenmenin ne demek olduğunu anladığına emin olmanız lazım. Bu sıradan bir öneri gibi görünebilir. Sahiplendirme yapan yöneticiler gördüğümüz en kötü karakter analizcileri.

Zorra, rescued from Uskudar, with Parvo

Zorra, rescued from Uskudar, with Parvo

2. Bakımından sorumlu olduğunuz hayvanların sağlığını korumak ve kollamak gibi çok kutsal bir göreviniz var. Yerine getirin! Bu korkunç barınaklardan kurtardığımız kaç hayvanda PARVO virüsü olduğunu duysanız kulaklarınıza inanamazsınız. Bunların her birini elimizdeki tıbbi olanaklar sayesinde kurtardık, bulamadığımız ilaçları da, maliyeti ne olursa olsun, ithal ettik. Bu şekilde sayısız can kurtuldu.

3. ASLA ama ASLA av için veya güvenlik amacıyla kullanmak isteyenlere köpek vermeyin. Bu hayvanlar sizin kararınızın bedelini yaşamlarıyla öderler.

Zorra today

Zorra today

4. Son olarak, bizimki gibi kuruluşlardan yardım alın. Sizin bakımınız altında giren hayvanlar size ait değildir. Göreviniz onları korumaktır. Bu görevi yerine getiremediğiniz noktada ahlaki vazifeniz başkalarından yardım almayı kabul etmektir.

Lütfen bu link’e tıklayın ve bu yazıda sözünü ettiğimiz hayvanların önce-sonra hallerine bir bakın. Bu fotoğraflar barınaklardaki sistemin çalışmadığını ve ciddi bir şekilde düzeltilmesi gerektiğini gösteren kanıtlar. Bizim bu barınakların yöneticilerine tavsiyemiz derhal sahiplendirme koşullarını gözden geçirmeleri ve vermiş oldukları hayvanların durumunu acilen kontrol etmeleridir. Büyük ve acı bir sürprizle karşılaşabilirler, çünkü biz bu hayvanların büyük bir bölümünün başka barınaklarda veya daha da kötü bir durumda olduğuna eminiz.

Gitmeden önce önemle üzerinde durmak isteriz ki, Sahip Çıkalım, gönüllülerinin yardımı olmadan bu hayat kurtarma operasyonlarını gerçekleştiremezdi. Onlara destekleri için, tüm içtenliğimle teşekkür ediyor ve bütün üyelerimizi, yaptıklarımıza sadece yardım isteyerek değil yardım ederek de katılmaları konusunda cesaretlendirmek istiyorum.

Tüm bunlar, bu barınakların başında olanların birgün “hapishane bekçisi” yerine “hayvan sever” olduğu günleri görmek için…

Uzun mesaj için kusura bakmayın ve lütfen listenizdekilere bu iletiyi aktarın.

V Larkhill

Viktor Larkhill

Viktor Larkhill

Let’s Adopt is watching. A wake-up call.

In Uncategorized on July 20, 2009 at 10:13 pm
Frankie Larkhill enjoying the garden

Frankie Larkhill enjoying the garden

Before you start reading let me tell you this post will raise a storm amongst the Turkish animal welfare community. If by the time you have finished reading you relate to it please forward it to all animal lovers you may have on your friendslist.

Why is this post important? Because it marks the beginning of a new system. Because it is the proof that the current adoption systems in Turkish shelters doesn’t work. Its a sham. A number of people in those shelters, far from being animal lovers they have just become glorified hoarders, and people for whom animal protection is nothing but a power game, a game of control over the lives of innocent animals.

Frankie Larkhill at the forest with Elif

Frankie Larkhill at the forest with Elif

When Let’s Adopt was founded two years ago it was our intention to help the different shelters in Istanbul to rehome their animals in desperate need. However, it soon became obvious that this would not be possible. Let’s Adopt introduced a new system, a completely different set of values, a challenge of the status quo, and the old guard, the volonteers that treated those poor animals in shelters like their own “prisoners of war” didn’t like it. Every time we offered our help in rehoming three legged animals, blind animals, dogs and cats in desperate situation our offers of help were refused. Reasons? God only knows… No matter how much we tried to show them our completely transparent system those people wouldnt listen… and at times they even became violent.

We then changed our approach.

Hero, the day we met her

Hero, the day we met her

For the last 2 years volunteers of Let’s Adopt have been visiting Istanbul’s shelters and rescuing dogs in desperate condition. You can watch some of them in the following link, there are many many more. Those dogs were inmediately taken to our approved clinics for emergency treatments, in many cases they were in need of surgeries, in the case of broken bones they were sometimes flown to Europe for life saving operations.  The vast majority of cases though those dogs were rehomed amongst our closest volonteers, a very special group of people who would do anything to save a life. I wont mention any names, they all know who they are, the list would be too long anyway….

Hero, the day of her rescue

Hero, the day of her rescue

We have rescued scores of dogs from shelters like Uskudar (run by Asude Ustaoglu), Gurpinar (Sema Mandev), and many many others, Izmir, Ankara, Bolu, Adana… special pleasure it gives us every time we rescue a dog from the infamous Haykod shelter in Ankara. Each and everyone of those animals lives a perfect life in a perfect home in Istanbul, surrounded by REAL animal lovers, not just glorified hoarders in search of some sense to their lifes.

We never said anything about those rescues… why? Because we focussed on saving animals and in showing others how to do so.

Hero Today

Hero Today

We would like to give four pieces of advice to the volunteers of those shelters, specially those in charge of adoptions:

1. The single most important factor for the success of an adoption is NOT the proof of address, it is the character of the adoptant. In other words, before you give a dog to anyone make sure that person understands what it is to have a dog. This sounds like simple advice. The vast majority of cases those adoption “officers” are the worst evaluators of character we have ever met.

Zorra, rescued from Uskudar, with Parvo

Zorra, rescued from Uskudar, with Parvo

2. You have a sacred responsibility to improve the health conditions of the animals under your care. Fulfill it. You would be shocked at the amount of animals with Parvo we have rescued from those abject shelters. We managed to save all of them thanks to having at our disposal the most advanced treatments available, and when they were not available we imported them from overseas, regardless of the cost. Countless lives have been saved this way.

3. NEVER give dogs to people who plan to use them as security guards or to hunters. Those animals end up paying your decision with their lives.

Finally…

4. Accept offers of help from organizations such as ours. The unfortunate animals that fell under your care do not belong to you. Your obligation is to protect them. The moment you fail to fulfill that obligation it is your moral responsibility to accept help from others.

Zorra today

Zorra today

Please click on this link and you will have the before and after of a few of the animals we have been refering in this article. Those pictures are proof that the system on those shelters doesnt work and needs serious improvement. Our suggestion to the management of those shelters would be to inmediately reorganize their rehoming procedures and to check on the current state of the animals they gave in adoption. They are up for a surprise, as we are convinced a great number of those animals have been left in other shelters, or worst.

Finally,and very important, Let’s Adopt could not perform its life saving operations without the assistance of our volonteers. To them I must humbly thank for their support whilst encouraging all our other members to get involved in our work not only by asking for help but by offering your help to us.

In the hope that one day, “animal lovers” involved in shelter work start acting as such instead of “jail masters”…

http://www.facebook.com/album.php?aid=31953&id=1314867706&l=7d6819d2cd

Sorry for the long email, please forward this to everybody on your contact list.

Viktor Larkhill

Viktor Larkhill

Viktor Larkhill

Yıldız Kampüsünde son durum…

In Uncategorized on July 18, 2009 at 10:05 am
Hunted

Av

Yıldız Kampüsünde son durum…

- Başka kaynaklardan da doğruladığımız kadarıyla eğer 14 Temmuz gecesi gönüllüler müdahale etmemiş olsalardı kampüste yaşayan kediler toplanıp bilinmeyen bir yere atılacaktı. Kedi-Avı işi üniversite görevlilerine değil kampüsün temizlik ve düzeninden sorumlu olan temizlik şirketine verilmiş ve kendilerine fazla mesaiye kalmaları, mümkün olduğu kadar kediyi endüstriyel çöp torbalarına koyup ağızlarını bağlamaları söylenmiş. Torbalara doldurulan kedilerin bilinmeyen bir noktaya atılabilmesi için de otoparkta bir araba bekletilmiş.

- Durum ortaya çıkınca panikle beraber çelişkili mesajlar verilmeye başlanıyor elbette. İnkar edin! Şimdi durun, sonra halledersiniz!!
- Dün akşam rektörden, kendisinin de bir hayvansever olduğunu, bahçesinde bir köpeği, evinde de bir kedisi ve bir de kuşu olduğunu bildiren komik bir mesaj aldık. Kedisinin sahibi Sayın Yüksel’in yok etme güdüsünden ne kadar haberi var bilmiyoruz. Herhalde büyük hayal kırıklığına uğrardı.

- Kampüste olan biteni yakından izliyoruz. Sizi de bilgilendireceğiz. Rektörden, şu ana kadar yaşananların  bir hata olduğuna ve bundan böyle hayvanların toplanıp bölgelerinden uzağa atılmasını yasaklayan 5199 sayılı Hayvan Haklarını Koruma Yasasına uyulacağını bildiren bir özür mektubu bekliyoruz.

Bu mektup yayınlanıncaya kadar gözümüz Sayın Yüksel’in üzerinde olacak!

Lütfen Rektör Profesör Dr. Yüksek’e telefon açıp veya yazıp konuyla ilgili düşüncelerinizi bildirin.

Telefon: +90 212 261 20 02 Fax: +90 212 261 42 84
yukseki@yildiz.edu.tr

Saygılarımla,

V Larkhill

Update on the situation of the Cats at Yildiz Campus..

In Uncategorized on July 18, 2009 at 10:02 am

Hunted

Hunted

-  We have confirmation from several sources inside the University that the cats living at the campus would have been caught and dumped somewhere else if volunteers hadn’t been there on the evening of the 14th of July. The Cat-Hunting job was not assigned to the University staff but to the cleaning company who is in charge of the cleaning and maintenance services. As a part of their duties that day the workers were order to stay over-time, and to use the heavy duty bags to collect as many kittens as possible. A van was provided and was waiting at the car park to carry the bags full of cats and dumped them at an unknown location.

- After the case was revealed there was a panic and contradictory messages started to circulate… Denie!!! Stop now!! do it later!!!


Last evening we received a ridiculous letter from the Rector himself stating that he is an animal lover and has a dog at his garden as well as a cat and a bird at home!! (we wonder what Mr. Yuksek cat thinks of the extermination instincts of his master. He must surely be quite dissapointed.

- We are monitoring closely the situation at the campus. We will update you. We are expecting anytime a letter of apology from the Rector himself stating that his actions were a mistake and that he will, from now on abide to the Animal Welfare Law 5199 that specifically prohibits the collection and dumping of animals away from their territory.

Until this statement is issued Mr. Yuksek’s name will be under constant scrutiny by Let’s Adopt.

Please drop a quick line or a call to Prof. Dr. Ismail YUKSEK, The Rector.

Phone: +90 212 261 20 02
yukseki@yildiz.edu.tr

Regards

Viktor Larkhill

Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörüne bir Ders

In Uncategorized on July 16, 2009 at 8:33 pm
Ismail Yuksek

Ismail Yuksek

Yıldız Teknik Üniversitesi…

Saygın bir yüksek öğretim kurumu, ülkemizin en parlak ve başarılı genç beyinlerine eğitim veren bir kuruluş. Bu kurum hakkında son derece olumlu duygu ve düşünceleri olan pek çok insan var.
Ancak maalesef üniversiteler bile kendilerini en eğitimsiz sınıfların görüş ve bakışlarıyla  aynı yerde konumlayabiliyor.
Takip eden hikaye tek başına bile son derece tedirgin edici ama böylesine saygıdeğer bir kurumdan kaynaklanınca konu son derece acınası ve skandal boyutlu bir hal alıyor.
Hikayeyi tüm detaylarıyla anlatabilirim ama sizi sıkmak istemiyorum. Doğrudan konuya gireceğim.
- Yıldız Üniversitesi Rektörlüklüğünün kampüsteki kedilerden kurtulmak için toplayıp biryerlere atmak gibi bir çözüme (!) başvuracağı söylentileri başlar. Meğerse rektör İsmail Yüksek kampüste çok fazla kedi olduğuna ve kedilerin de pireyle dolu tehlikeli hayvanlar olduğunu düşünürmüş.
- Bu durumda biz de sekreterliği arayarak kedilerin kısırlaştırılması ve pirelerden arındırılması için yardımcı olabileceğimizi söyledik. Bize, kedilerin toplanıp atılması gibi birşeyin kesinlikle söz konusu olmadığını, bunu çok tehlikeli olabileceğini anladıklarını belirtip bunu ASLA yapmayacaklarını söylediler…
- Bütün yalancılar kendilerini hep aynı dille ifade ederler, biz de tek kelimesine bile inanmadık.

- O gece bir grup gönüllü arkadaşımız kampüse giderek kedilerin başına birşey gelmediği konusunda emin olmak istedi. Neyle karşılaştık dersiniz? Büyük sürprize bakın ki kampüs kedilerini toplayıp,kocaman torbalara dolduran, bağlayarak uzaklara atacak olan üniversite işçileriyle…

- Her zaman olduğu gibi bu tür işleri yapanlar korkaktırlar… Bizi gördükleri anda torbalarını atıp koşarak kaçmaya başladılar. Onlarla konuştuğumuzda da herşeyi inkar ettiler. Önce torbaları ve torbalarla olan bağlantılarını (ve torbaların içeriğini), sonra durumu kabul ettiler ama kimden emir aldıklarını söylemek istemediler… sonra da kaçtılar.

Acınacak bir durumdu.

İşte gerçek bu. Bu korkakça olayın arkasındaki kişi Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü İsmail Yüksek. Bu kişiler bu kedilerle ne yapacaktı? Kedileri yola mı bırakacaklardı? Ya da bir çöp kutusuna mı?

Yıldız Teknik Üniversitesi hayvansever öğrencilerle dolu. Pek çoğu da üyemiz. Sayın Yüksek, kurumunuzun adını gölgelemek için ne kadar da gülünesi bir yöntem! Sizin ve ekibinizin konuyla ilgili tutumu yanlış, yasalara aykırı, suç ve korkakça. Daha da ötesi, hiç bir faydası yok. Ne kadar kedi atar (veya yok ederseniz) o kadar kedi gelip gidenlerin yerine yerleşecektir. Kedi nüfusunu azaltmanın tek yolu kısırlaştırmak ve yerlerine bırakmaktır. Bunun dışındaki her yöntem yasadışı, korkakça ve komiktir.

Lütfen Rektör Profesör Dr. Yüksek’e telefon açıp veya yazıp konuyla ilgili düşüncelerinizi bildirin.

Telefon: +90 212 261 20 02 Fax: +90 212 261 42 84
yukseki@yildiz.edu.tr

Kendisine sadece yaptıklarının bu saygıdeğer kurumun itibarını zedelediğini ve aklını kedi yakalama operasyonları yerine daha verimli işlere vermesi gerektiğini söyleyin.

İnanılmaz…

Vikor Larkhill

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University

A lesson for the Rector of the Yildiz Technical University

In Uncategorized on July 16, 2009 at 8:29 pm
Ismail Yuksek

Ismail Yuksek

A lesson for the Rector of the Yildiz Technical University

Yildiz Technical University.

A respected center of higher learning, training ground for some of the brightest young minds in the country. So many people hold this institution in high regard.
Unfortunately, sometimes, even Universities can align themselves with the views and positions of the uneducated.
The story that follows would be bad enough on its own but it is truly scandalous and pathetic coming from such a respected institution.
I could tell the story with all kind of details but as I don’t want to bore you. I will be straight to the point.

- Rumours start circulating that the Office of the Rector of the Yildiz University will be catching the cats living in an out the campus and dumping them somewhere else. Apparently the rector, Prof. Dr. Ismail YUKSEK believes that there are too many cats and that they are dangerous animals filled with fleas.

-  We called the General Secretary and offered our assistance in neutering the cats and sterilize, vaccinate. They told us that under no circumstance they were planning to catch any cat and that they understood to drop the cats somewhere else would be dangerous to the cats. We would never do that! they say…

- Those who never tell the truth express themselves in the same way so we didn’t believe a word….

- In the evening we sent a group of volunteers to patrol the campus and make sure all cats were ok. And what did we found? To our surprise we bumped face to face with a couple of university workers busy catching cats and dropping them on a plastic bag to be closed with rope and thrown away.

- As usual people doing that kind of job are cowards.. they run away the moment they saw us, dropping the bags behind. Upon questioning they denied everything, first they denied having anything to do with the bags (and its content) then they acknowledged the situation but refused to tell us who they received orders from… then they ran away..

It was pathetic.

So, here is the truth. The Rector of the Yildiz Technical University, Ismail Yuksek, is responsible for this cowardly act. What were those two individuals going to do with the cats? were they going to drop them in the highway? Maybe in some garbage container?

Yildiz University is filled with students who are animal lovers. Many of them are our members. Mr. Yuksek, what a ridiculous way to taint the good name of your insitution.. Your actions and those of your team are wrong, illegal, criminal and cowardly. Furthermore they are useless.. No matter how many cats you catch and drop (or kill) there will always be new cats arriving. The only way to reduce the cat population is to neuter the existing cats and allow them to stay in their territory. Anything else is not only useless, its illegal, cowardly and ridiculous…

Please drop a quick line or a call to Prof. Dr. Ismail YUKSEK, The Rector.

Phone: +90 212 261 20 02 Fax: +90 212 261 42 84

yukseki@yildiz.edu.tr

Simply tell him that his actions are bringing disrepute to this respected institution and that he should use his brains for something productive instead of planning cat catching operations…

Unbelieveble….

Viktor Larkhill

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University

Yildiz University

Yaşamla ticaret olmaz!

In Uncategorized on July 13, 2009 at 9:40 am
Sahibinden.com .. animal trading

Sahibinden.com .. animal trading

Sevgili Arkadaşlar,

Bugün size Türkiye’nin yasadışı hayvan ticaretinin yeni yüzünü göstereceğiz.

Bazı insanlar hayvanları korumak için internette gruplar kurmaya, bir kısım insanlarda düzgün çalışan bu grupları anlamsız ithamlarla suçlamaya çalışırken, www.sahibinden.com gibi siteler de gözlerimizin önünde hayvanların ticari amaçla üretilmesi ve yasadışı satışı gibi ticari faaliyetlerle uğraşmaktadırlar!.

Backyard Breeders online

Backyard Breeders online

Sitelerinde yüzlerce,binlerce hayvanın damızlık olarak kullanılmak amacıyla kendilerine bir kaç lira daha fazla verecek alıcıya satılmak üzere açık arttırmaya konulmuş olduğunu görebilirsiniz.

Bu ticaret tamamıyla kayıtdışı,nakit akışına dayalı,ve belgesiz,faturasızdır.Yani “Karaborsa”dır.Her açıdan yasadışıdır.Kesinlikle yasaklanmalıdır.

Victims of greed

Victims of greed

Bu şeklide satılan bir hayvanın geleceği de belirsizdir.Kısa bir süreliğine bir çocuğun oyuncağı olacak,daha sonra bir çöp gibi sokağa atılacak,hatta belki de daha kötü bir son yaşayacaktır..belki de kendisini “sahiplenen”  bir “maganda” tarafından yasadışı köpek dövüşlerinde kullanılacaktır.

Birşeyler yapmanın tam zamanıdır .  www.sahibinden.com Aksoy grubuna aittir. Genel müdürünün adı Müge Seymen dir. Bağlantı bilgileri
muges@sahibinden.com mail adresi ve 90 216 571 49 00
numaralı telefonlardır.

Lütfen telefona sarılın ve Müge  Seymen i konuyla ilgili arayın..kısa bir konuşma kendilerinin bu hatalı davranışının nasıl  bir tepkiye yol açtığını anlamalarını sağlayacaktır.

Sevgi ve saygılarımla,
V

Sahibinden.com Genel Müdürü Müge Seymen

Sahibinden.com Genel Müdürü Müge Seymen

Aksoy Group

Aksoy Group

LIFE cannot be traded like this…

In Uncategorized on July 13, 2009 at 9:16 am
Sahibinden.com .. animal trading

Sahibinden.com .. animal trading

Dear Friends,

Today we are going show you the very visible face of Turkey’s underground animal trading.

Whilst a bunch of crazy people are dedicating their sorry lives to slander rescue groups there, in front of your faces a number of internet sites, namely Sahibinden.com is making brisk business out of Turkey’s puppy mills and backyard breeders.

In their pages you will see hundreds, thousands of animals being used as breeding machines and sold on the open market to whomever has a few liras to spare on a dog…

All of this trade is unregistered, purely cash, no receipts involved. Black Market. Illegal from all points of view. It should be banned.

Backyard Breeders online

Backyard Breeders online

Animals purchased this way face a bleak future. They will be toys for a kid for a while, discarged like garbage later, or much worst.. they will be purchased or traded by some maganda who will then be using them as a bait in the underground dog fighting ring.

Victims of greed

Victims of greed

Time to do something. Sahibinden.com belongs to the Aksoy Group. The name of the General Manager is Müge Seymen.
Her public details: muges@sahibinden.com
Tel: (90 216) 571 49 00

Please grab the phone and give Muge Seymen a call.. a quick call is all you need to let them know the terrible repercusions of their misguided actions.

Best

Viktor Larkhill

Aksoy Group

Aksoy Group

Sahip Çıkalım! Best FM’de!!!

In Uncategorized on July 11, 2009 at 7:30 pm
Esmeralda Larkhill

Esmeralda Larkhill

Bu sabah Türkiye’nin önde gelen radyo istasyonlarından Best FM’deki arkadaşlarımızı ziyaret ettik.

Sahip Çıkalım! üyesi, kanalın haber sunucusu ve Cumartesi sabahı yayınlanan “Tatlı Hayat” programının yapımcısı Nur Banu Molla bize geçtiğimiz haftalarda ulaşmış ve bize programında yer vermek istediğini belirtmişti.

Terrier Esmeralda Larkhill’de sabah uykusundan binbir zahmetle kalkıp bizimle stüdyoya teşrif ederek ilk defa kamuoyunun önüne çıktı. Bugünkü star performansından sonra da son olmayacak herhalde.

Ne zamandır bu kadar eğlenmemiştik.

Nur Banu Molla

Nur Banu Molla

Esmeralda ve Banu hemen kaynaştılar. Türkiye’de hayvan hakları hareketi konusunu konuştuk ve hayatlarını bizi ve yaptıklarımızı kötülemeye adayan “çılgın hanımlar”la dalga geçtik.

Grubumuzun ortaya çıkışını, ülkemizdeki hayvan hakları ortamına getirdiği taptaze havayı ve gelecekle ilgili planlarımızı aktarma fırsatı bulduk.

Master Plan

Master Plan

Baştan sona harika ve çok yakında tekrarını umduğumuz bir deneyimdi.

İşin ilginci, bugünkü ziyaretimiz bize, mesajımızı iletmek için radyonun müthiş bir potansiyeli olduğunu gösterdi. Önümüzdeki haftalarda kendi haftalık yayınımızla karşınızda olmak üzere çalışmalarımıza başladık.

Radyo Sahip Çıkalım! yakında sizlerle…

Nur Banu Molla & Ergun Kalafat

Nur Banu Molla & Ergun Kaftanci

Let’s Adopt! at Best FM!

In Uncategorized on July 11, 2009 at 7:27 pm
Esmeralda Larkhill

Esmeralda Larkhill

This morning we visited our friends at Best FM, one of the leading radio stations in Turkey.

Nur Banu Molla, a Let’s Adopt! member, station’s newscaster and the producer of the Saturday morning program called “Sweet Life” approached us a couple of weeks ago,  offering us a slot in her Saturday Program.

Esmeralda Larkhill, the Terrier kindly agreed to get out of bed and join us in what would mark her first appearance on a public broadcast. Possibly not her last after today’s star performance.

We have not had as much fun for quite a while now.

Nur Banu Molla

Nur Banu Molla

Esmeralda and Banu bonded immediately, had a great time discussing Turkish animal welfare and a laugh at the expense of the “crazy ladies” who have sadly dedicated their lives to slander us and try to undermine our work.

We had the chance to discuss the origins of our group, the breath of fresh air it has brought up to the Turkish animal welfare environment and, our immediate plans for the future.

Master Plan

Master Plan

All in all, a great experience and one that we hope well have the chance to repeat very soon.

Interestingly, the visit of today has made us realize the potential of radio as means of spreading our message. Over the next weeks we will be working towards setting up our own weekly broadcast…

Radio Let’s Adopt! coming to you soon…

Nur Banu Molla & Ergun Kalafat

Nur Banu Molla & Ergun Kaftanci

Kanal T: Medya çizgiyi aşınca

In Uncategorized on July 9, 2009 at 4:31 pm
Kanal T Doggie Style

Kanal T Doggie Style

Kanal T: Medya çizgiyi aşınca

Biz “Sahip Çıkalım!”da hergün birbirinden acayip davranışlara tanık oluyoruz. İnsanların hayvanlara yaptıkları anlaşılmaz ötesi; bunu hepimiz biliyoruz ve bazı insanlar bu konuda birşeyler yaparken bazılarıysa sadece izliyor.

Ancak zaman zaman bazı insanlar röntgenciliğin son noktasına gidiyor. Havlatavla ve ortakları Kanal T’nin yaptığı gibi.

TV’de yarışmaların her türlüsünü gördüğümüzü zannettiğimiz bir anda Kanal T dünyanın en saçma, garip, iğrenç ve sapkın sözde eğlencesiyle karşımıza çıkıyor. Bunu da, adı yaptığı rezilliklerle anılan, nefret edilen bir karakter olan Panter Emel’in sunuculuğunda yapıyor.

Her satıcının bir alıcısı olduğunu, televizyondaki kanallar karıştırıldığında varolduğundan haberdar bile olunmayan insanların görülebildiğini, alternatif gerçeklere gidilebildiğini biliyoruz.

Kanal T’nin Program Direktörü Turgut Moralı’nın durumu da bu olsa gerek. Kendisi kanalın Patronu.

Tam Türk Halkı hayvan haklarıyla ilgilenmeye başladığından, medya nihayet hayvanların iyiliğiyle ilgili konulara eğildiğinde ve tam da en çok saygı duyulan yazarlar bu konuyla ilgili sorunlara daha önce ulaşılmamış bir derinlikte yaklaştığında, tam hayvanlar hakları konusu tartışılmaya başlandığında bir televizyon kanalı çıkıyor ve olabilecek en düşük seviyede bir yayın yapıyor. Kısaca söylemek gerekirse hayvanların seks yapmasını destekliyor ve televizyonda yayınlıyor.

Biz “Sahip Çıkalım!”da ifade özgürlüğünden yanayız, ancak toplumu hayvanların seks yapmasını izlemekten zevk almaya yönelten bir televizyon programı çizgiyi aşıyor. Kanal T’nin burada yapmakta olduğu şey insanlığın en korkunç hali, Kanal T Zoofili’yi cesaretlendiriyor.

Ödül? Ortaya çıkan yavru köpekler onları yakalayanlara ödül olarak verilecekmiş.

Sahip Çıkalım! burada konuyu ne kadar kınadığını açıklıyor, fakat kınamamız sözle kalmayacak. Üyelerimizin hepsinin karşı çıkmakla ilgili vatandaşlık haklarını kullanarak bu konuda birşey yapmalarını istiyoruz.

Bu konuda yapacağımız iki şey var:

1. Turgut Moralı’nın ofisini arayarak (telefon numarası 0212 642 35 35) bu programın iptalini istemek. Bu kadar basit bir iş.

2. Sahip Çıkalım! Bu televizyon kanalının sponsorlarını (eğer varsa) tek tek arayacak. Durumu ne kadar kabahatli ve çirkin bulduğumuzu açıklayıp bu korkunç yayın kuruluşuna olan desteklerini çekmelerini rica edecek.

Internet, toplumun iletişim yollarını ve medyanın izleyicilerle ilişkisini tamamen değiştirdi. Çok uzun olmayan bir süre önce bize sunulanı almak zorundaydık. Ancak bugün izleyiciler medyaya ne yayınlamalarını istediklerini söyleyebiliyorlar. Kanal T Sivil Toplum hareketinin gücünü görmek üzere.

Turgut Moralı: 0212 642 35 35

Sizden ayrıca RTÜK’ü arayarak ve onlara yazarak bu program hakkında düşündüklerinizi iletmenizi istiyoruz.

rtuk@rtuk.gov.tr
Tel. 0212 – 444 1 778
http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/GorusOneri.aspx

Kanal T

Kanal T

Kanal T: When media crosses the line.

In Uncategorized on July 9, 2009 at 4:25 pm
Kanal T Doggie Style

Kanal T Doggie Style

Kanal T: When media crosses the line.

We, at Let’s Adopt, get to see and deal with some pretty bizarre behavior on a daily basis. What humans do to animals is beyond description, we all know it, some of us get to do something about, most people are mere passive spectators.

But sometimes, some people bring voyeurism to the extreme.

This is the case of the internet site, Havlatavla and their partners Kanal T.

Just when we thought we had seen it all in TV formats there comes Kanal T with the most ridiculous, bizarre, disgusting and perverted notion of entertainment this country has ever broadcasted…. and all of it under the hosting of an infamous and despised character, Panter Emel.

We all know there is a public for everything, a quick stroll through your the cable networks will take you to places you didn’t even know existed, you’ll get to come into contact with people who, to put it mildly, live in an alternative reality.

This seems to be the case of Kanal T Programming Director, Turgut Moralı. In other words, the Channel’s Boss.

At a time when Turkish society is beginning to deal with the issue of animal rights, at a time when the nation’s leading media are finally becoming aware of the social issues regarding animal welfare, when the most respected writers are treating the issues with a depth not found until now,  at a time of struggle and fight for the cause of animals there comes a TV Channel, broadcasting to the absolute lowest social strata, who, simply, will encourage and broadcast animals having sex.

We at Lets Adopt are all for freedom of expression, but a TV program that addresses to the masses encouraging them to watch, and enjoy, the pleasures of animal sex is where we draw the line. What Kanal T is about to do here is to cater to the lowest form of humanity, Kanal T will be encouraging Zoofilia.

And the prize? Whatever puppies are produced will be given away free to whomever want to catch them.

Lets Adopt hereby expresses its strongest condemnation for this program, but our disapproval will not just remain in words. We want our members, all of them to do something about this and exert their citizen’s rights to protest.

So we are going to do two things:

1. Call Turgut Moralı’s office on  0212 642 35 35  and simply, let them know that it is your wish for this program to be canceled. As simple as that.

2. Let’s Adopt will be contacting, one by one, the sponsors (provided that they have any) of this TV Channel. We will be expressing our strongest condemnation and will encourage them to withdraw their support to this ridiculous broadcasting enterprise.

The internet has completely changed the way society communicates and the way media companies engage with their audiences. Until not so long ago it was a bottom-down approach. Today it is us, the viewers who dictate what media broadcasts.

Kanal T is about to find out the power of Civil Social movement.

Turgut Moralı: 0212 642 35 35

Also, please call RTÜK or write to them to tell them what you think of this kind of programming.
rtuk@rtuk.gov.tr
Tel. 0212 – 444 1 778
http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/GorusOneri.aspx

Kanal T

Kanal T

Küçük Yağmur Başkan Durak’a Karşı

In Uncategorized on July 8, 2009 at 1:28 pm

Little Yagmur Elcin and her dogs

Little Yagmur Elcin and her dogs

İzmir’de tanık olduklarımız iyice rahatsız edici olmaya başladı. CHP’den seçilen Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak kendisini diğer partilerin belediye başkanlarının da sık sık başvurdukları bir noktada konumladı. Yani, yalana başvurup kendi yaptıkları için başkalarını suçladı.

Ve biz yine bir Halkla İlişkiler curcunasıyla karşı karşıyayız. Neden? Çünkü Sayın Durak’ın karşısında bu defa  Yağmur var; arkasına binlerce kişiyi almış, hiç bir art niyeti olmayan, 5 yaşında bir kız.

Sayın Durak’ın 5 yaşındaki Yağmur’un çocuk dünyasını yok etmeye hakkı yok. Belediye memurlarının istedikleri her şeyi yapabildikleri günler çok gerilerde kaldı.  Bugünün dünyasında hepimiz her şeyin farkındayız, herkes birbirine  bağlı. İzmir’de yapılan neyse dünyanın her yerinde izlenip yargılanabilir halde artık.

Yağmur tek bir şey istiyor. O da köpeği Sarı Kız’ın belediye tarafından alındığı yere bırakılması.

Yağmur, Sarı Kız ve arkadaşlarını geri istiyor!!! Canlı olarak!

Cevat Durak

Cevat Durak

Sayın Durak bugün kaybedilmiş bir kamuoyu savaşı veriyor.  Yağmur’a karşı bütün savaşlar kaybedilmeye mahkum. Çünkü küçük Yağmur şimdiden bir kahraman. O, yanlış yönlendirilmiş belediye başkanlarının ürettiği suç ve yalanları geçmişte bırakan, daha büyük, daha iyi ve daha insancıl bir dünya arzulayan bir toplumun sembolü artık.

SON HABERLER: Bize iletilen son haberlere göre Karşiyaka Belediyesi tüm olanaklarıyla Sarı Kız’ı arıyormuş. Nereye attıklarını bilemiyorlar, bize de söyleyemiyorlar. Dua etsinler de canlı bulabilsinler.

Lüten Cevat Durak’a info@karsiyaka.bel.tr ve karbelbasin@yahoo.com üzerinden yazın.

Kendisine şunu iletin: DÜNYA SİZİ İZLİYOR.

Bu mesajın bağlantısını da paylaşabilirsiniz.

Little Yağmur vs. Mayor Durak

In Uncategorized on July 8, 2009 at 11:46 am
Little Yagmur Elcin and her dogs

Little Yagmur Elcin and her dogs

What we are witnessing in İzmir defies description. Cevat Durak, CHP’s elected Mayor of Karşıyaka has decided to position himself in the same way that mayors from other political parties have done in the past. That is, by lying and blaming someone else for his misdeeds.

Once again, what we are witnessing is a PR catastrophe in the making. Why? Because this time Mr. Durak is fighting against a most formidable opponent, Yağmur, a 5 year old girl who has no agendas and the support of thousands.

Yağmur has only one goal in mind. She wants her dog Sarı Kız back to the place the municipality kidnapped her.

Yağmur wants Sari Kız and her friends back Alive!

Cevat Durak

Cevat Durak

Mr. Durak, to destroy the childhood dreams of 5-year-old Yağmur has absolutely no justification. Gone are the days where municipal officials could do whatever they wanted and get away with it. In today’s world we are all interconnected, and whatever you do in your neighborhood in İzmir can be seen, and judged, all over the world.

Today Mr. Durak is fighting a lost public opinion war. Any war waged against Yağmur is a lost one. Why? Because, little Yağmur already is a HERO. A SYMBOL for what this society should become one day whereas the crimes and lies of yet another misguided Mayor are the past of a nation which wants to become bigger, better and more humane.

LATEST NEWS: We have just been informed that they municipality of Karşıyaka is, apparently, desperately trying to locate Sarı Kız. They have no idea where they dumped her but they cannot tell us that.  They better find her alive….

Please email Cevat Durak on info@karsiyaka.bel.tr and  karbelbasin@yahoo.com

Just drop them the following words:  THE WORLD IS WATCHING YOU or the link to this post.

Alternatively please call Cevat Durak on his mobile is: 0532 418 28 86 / 0532 213 11 18 or call the Municipality on 0232 399 40 00.

İsterseniz Cevat Durak’ı cep telefonundan (0532 418 28 86 / 0532 213 11 18) ya da Belediyeyi 0232 399 40 00 numaralı telefondan arayıp görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

Little Yagmur and friends

Little Yagmur and friends

İzmir’de YALAN

In Uncategorized on July 6, 2009 at 4:38 pm
Izmir'de YALAN

Izmir'de YALAN

Sevgili Arkadaşlar,

İzmir’den inanılmaz haberler aldık.
Her şeyden önce, Sarı Kız için yaptıklarınızdan ötürü size çok teşekkür ediyoruz. Belediye bize sizlerden yüzlerce telefon ve e-posta aldıklarını bildirdi.

Ancak bugün dehşet verici bir şey oldu. Sahip Çıkalım! Sarı Kıza bir aile bulmuş, Karşıyaka barınağına köpeğimizi almaya gitmiştik.

Yagmur and Sari kiz

Yağmur ve Sarı kız

Karşımıza çıkan ise insanlığımızdan utandırdı bizi. Bu cehennem köşesinde konuştuğumuz belediye çalışanının söyledikleri bizi şoka soktu. Adam yüzümüze karşı bize Sarı Kız’ın barınaktan kaçtığını söyledi.

Bu adamlar herhalde bizim salak olduğumuzu düşünüyorlar. Karşıyaka barınağında 500′den fazla, kafeslerde, insanlık dışı koşullarda yaşam savaşı veren köpek var. Bu barınaktan kaçmak imkansız. Buradan hiçbir hayvanın kaçmadığına eminiz.

Şimdi ne yapacağız?

Sahip Çıkalım! Karşıyaka Belediye Başkanı’nın yaptıklarını tüm dünyaya duyuracak.

Başlangıç olarak sizden Karşıyaka belediyesi adresine  info@karsiyaka.bel.tr ve karbelbasin@yahoo.com

şu cümleyi göndermenizi istiyoruz: DÜNYA SENİ İZLİYOR!

Ya da Cevat Durak’ı bu numaralardan arayın:  0532 418 28 86 / 0532 213 11 18  Belediye  0232 399 40 00.

Sevgiler,

Viktor Larkhill

Cevat Durak's supporters

Cevat Durak'ın destekçileri

Lies in Izmir

In Uncategorized on July 6, 2009 at 4:27 pm
Is that Honesty?

An Honest man?

Dear Friends,

We have just received the most amazing news from Izmir.

First of all, thank you for your help in the case of Sarikiz. We have just been informed by the municipality that hundreds of you have emailed, and many have called.

Today something appalling has happened. Let’s Adopt had found an adoptive home for Sari Kiz and we went to the Karşıyaka  Municipal shelter to get Sari Kiz out.

Yagmur and Sari kiz

Yagmur and Sari kiz

What was waiting for us there is an insult to human decency.

To our surprise and bewilderement the Municipal Worker in that particular hellhole told us, right at our face that Sari Kiz has escaped the shelter.

Those people must think we are idiots.

The shelher has over 500 dogs. All them locked up in inhumane conditions. It is quite impossible for a dog to escape from that shelter.

I am absolutely convinced that no dog has ever escaped from that place. IT’S A LIE.

So.. what are WE going to do?

Let’s Adopt is now start a campaign that will expose the Mayor of Karşıyaka..

To beging with we are urging all of you to write to the municipality of Karşıyaka. on the following address:

info@karsiyaka.bel.tr and  karbelbasin@yahoo.com

Just drop them the following words:  THE WORLD IS WATCHING YOU or the link to this post.

Alternatively please call Cevat Durak on his mobile is: 0532 418 28 86 / 0532 213 11 18  or call the Municipality on 0232 399 40 00.

Kind regards

Viktor Larkhill

Cevat Durak's supporters

Cevat Durak's supporters

İzmir’de Suç – Küçük bir kız ve sevgili sokak köpeğinin hikayesi

In Uncategorized on July 3, 2009 at 9:23 pm

Yagmur and Sari kiz

Yagmur and Sari kiz

Gün geçmiyor ki hayvanlara yapılan zulüm hakkında yeni haberler duymayalım.

Ve hatta bunların çoğunda da başrolde seçilmiş insanları görmeyelim. Genellikle de belediye başkanlarını.

Hikaye aynı. Başkan seçilir, arasında, Hayvan Hakları Yasasını takip ederek sokak hayvanlarının kontrolünü sağlamak da bulunan pek çok söz verir. Bir kaç ay sonra da bu seçilmiş kişiler insan doğasının en alçaltıcı içgüdüsüne yenik düşerek hayvanları öldürmeye, zehirlemeye başlarlar.

Bu işler böyle yürür, bilirsiniz…

Ama aslında bu hayvanlar sadece birisi onları bulup sokaklarda bakmaya karar verinceye kadar isimsiz kalırlar.

Geçen ay Ebru’nun bütün gazetelerin baş sayfasında yer bulan öyküsü bize umut olmuştu. Maalesef insanoğlu çabuk unutuyor ve sokak hayvanlarının çok azı meşhur olabiliyor zaten.

Sahip Çıkalım! Ebru’nun ölümünden para kazanmaya çalışmakla bile suçlandı hatta.

Bugün bunu burada çözeceğiz.

Yagmur and Sari kiz

Yagmur and Sari kiz

Bu Yağmur’un ve en sevgili arkadaşı Sarı Kız’ın hikayesi. Yağmur İzmir’de yaşayan beş yaşında bir kız; kelimenin en saf anlamıyla bir hayvansever. Bu öyle bir saflık ki ikiyüzlülük ve önyargıyla karşılaşmadan önce, sadece çocukken yakalanabilen birşey.

Son üç yıldır hergün, Yağmur Sarı Kız’ın karnını doyurdu. Her sabah yarım saat erken kalkıp ana okuluna gitmeden önce yolunun üstündeki meydanda Sarı Kız’a yiyeceğini verdi ve onunla birkaç dakika oynadı.

Akşamları da durum aynıydı.

Hergün, yağmur da yağsa güneş de açsa…

yagmur friends

yagmur friends

İki hafta önce Sarı Kız ve Yağmur’un hikayesi dramatik bir şekilde değişti. Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, sokak hayvanları konusuna kendi yöntemleriyle son vermeye karar verdi. Bu yöntem, hayvanları toplayıp uzaktaki tepelere götürmek ve becerebildiği kadarını da dehşet verici bir toplama kampı olan Belediye barınağına tıkmaktı.

Ama sorun şu; Cevat Durak’ın yaptığı şey yasalara aykırı. Hayvan Haklarını Koruma Yasası açıkça, sokak hayvanlarının aşılanması, kısırlaştırılması ve bulundukları yere bırakılması gerektiğini emrediyor. Sarı Kız kısırdı, aşılıydı da. Yine de Cevat Durak, o ve onun gibi onlarcasını kamyonlara doldurup Nazi toplama kamplarını andıran bir “barınakta” açlık, susuzluk ve hastalıktan ölmeye mahkum etti.

Türk insanı çocuğunu sever. Onu mutlu etmek için yapmayacağı şey yoktur. Bu maalesef Cevat Durak’ı Yağmur ve okul arkadaşlarını ağlatmaktan alıkoymadı.

Sari Kiz locked up

Sari Kiz locked up

Sarı Kız bugün atıldığı “barınakta” hayatta kalmaya çalışıyor. Yğmur’un gözleri yaşlı, arkadaşını özlüyor, bekliyor. Sayın Durak İzmir’in en güzel restoranlarından birinde arkadaşlarıyla balık yiyecek, ardından sevdiği diziyi seyretmek üzere evine gidecek.

Cevat Durak

Cevat Durak

Lütfen Cevat Durak’ı 0532 418 28 86 / 0532 213 11 18 numaralı telefonlarından veya,

Belediye 0232 399 40 00

Tercih ederseniz, eğer yurt dışındaysanız, aşağıdaki bağlantıyı e-postayla gönderebilirsiniz.

E-posta adresi : info@karsiyaka.bel.tr ve karbelbasin@yahoo.com

Saygılar,

Viktor Larkhill

Let’s Adopt

Crimes in İzmir – The Story of a little girl and her beloved stray

In Uncategorized on July 3, 2009 at 9:13 pm

Yagmur and Sari kiz

Yagmur and Sari kiz

We hear and read news about atrocities committed against animals on a daily basis.

Furthermore, in most cases, these atrocities are committed by elected people. In most cases, Mayors.

It’s always the same story. Mayor gets elected, lots of promises amongst them to do his best to contribute to the control stray animal population following the Animal Welfare Law. Then, after a couple of months promises are forgotten and the elected official gives free rein to its lowest instincts by engaging on a killing/poisoning spree.

This is how it works… and you all know it.

But you see… The thing is that normally those animals are anonymous beings to most except those who cared for them on the streets.

Last month we briefly saw a glimpse of light when we saw Ebru’s death make it to the front page of every single newspaper in the nation.

Unfortunately memories are short, and most stray animals don’t enjoy “celebrity” status.

Let’s Adopt was accused (amongst other things) of trying to profit from Ebru’s death and neglecting to showcase the plea of other strays.

Today we are going to do solve this.

Yagmur and Sari kiz

Yagmur and Sari kiz

This is the story of Yağmur and her best friend, Sarı Kız (Blonde Girl). Yağmur is a five year old girl in İzmir; An animal lover in purest form, a purity that can only be enjoyed by children before they are tainted by bigotry and prejudice.

For the last three years Yağmur has been feeding Sari Kız daily… Every morning she would wake up 30 minutes earlier and rush out of the home on the way to the kindergarten without forgetting to stop at the square down the road to feed Sarı Kız and to play with her for a few minutes.

Same ritual at night.

Everyday. Rain or shine.

yagmur friends

yagmur friends

Two weeks ago the story of Sarı Kız and Yağmur took a turn for the worse. Cevat Durak, the mayor of Karşıyaka, one of İzmir neighborhoods decided to end the stray dog problem his way, that is by rounding them up, dropping some in far away hills and dumping as many as possible, at a terrifying concentration camp for dogs.

Turkish people love children. They will do anything to make a child happy. Still, for years the Mayor of Karşıyaka has made Yağmur and her friends at school cry with his illegal acts.

The problem is, what Cevat Durak did is illegal. The Animal Welfare Law clearly states that stray dogs must be vaccinated, neutered and return to the place where they were found. Sarı Kız was neutered. She was also vaccinated. Still, Cevat Durak loaded her (and tens of others) on a truck and dumped them on a nazi-style concentration camp for dogs where they will die of hunger, thirst and disease.

Sari Kiz locked up

Sari Kiz locked up

Sarı Kız is, today, desperately trying to survive at the “shelter” she was sent to. Yağmur cries, missing, waiting for her friend. Mr. Durak will have a nice fish lunch with his friends in one of İzmir’s best restaurants and return to his comfortable home to watch soap operas in the evening.

Cevat Durak

Cevat Durak

Please call Cevat Durak on his mobile is: 0532 418 28 86 / 0532 21311 18  or call the Municipality at 0232399 40 00.

Alternatively, if you are abroad just send them this link by email on

The mail adress: info@karsiyaka.bel.tr and  karbelbasin@yahoo.com

Kind regards,

Viktor Larkhill

Matter closed

In Uncategorized on July 1, 2009 at 10:08 pm

The whole matter about Koray Oztas has been dealt with.

The issue is now in the hands of the lawyer.

Kind regards

Viktor Larkhill

v mask 3


Fatih Altaylı’dan bir cevap

In Uncategorized on July 1, 2009 at 1:01 pm
Fatih Altayli
Fatih Altayli

Sevgili arkadaşlar,

Öncelikle hepinize linkteki yazıya hızlı bir şekilde yanıt vermiş olduğunuz için teşekkür ederim.

Sayın Fatih Altaylı’nın mesaj kutusu kendisine hayal kırıklıklarını bildiren kişilerin postalarıyla dolup taşmıştır.

Sayın Altaylı bu durum karşısında bir bilgilendirme yazısı yollamıştır.

Sayın Fatih Altaylı’ya hızlı ve içten karşılığı için takdirlerimizi sunuyoruz. Bundan sonra kendisinin ve içinde Oğuzhan Beyaz ve Rahsan Gülşan’ın da içinde bulundukları ekibinin gazetecilik sorumluluğunu konusunda daha duyarlı olmalarını bekliyoruz.

Gazete köşelerinin bireylerin kendilerini özgürce ifade edebildikleri yerler olmaları gerçeğine dayanarak; Sayın Fatih Altaylı’nın, köşesini belli kesimlerin sesi olmasına izin vermekten kaçınması gerektiğini düşünüyoruz. Yine aynı şekilde; gazetesini, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, eşcinsellik karşıtlığı, hayvan düşmanlığı ve hayvanların zehirlenmek yoluyla toplu katliamını destekleyen bir tavır takınmasından korumasını umuyoruz.

En derin saygılarımla,
Viktor Larkhill

An answer from Fatih Altayli, Haberturk

In Uncategorized on July 1, 2009 at 12:05 pm
Fatih Altayli

Fatih Altayli

Dear Friends,

First of all, thank you from your fast response to our earlier message here:

http://letsadopt.wordpress.com/2009/07/01/what-do-we-want-from-our-animals/

Fatih Altayli’s email box got flooded with your expressions of dissapointment.

Mr. Altayli has issued an acknowledgment.

We commend Mr. Altayli’s quick and sincere acknowledgement and we sincerely hope that from now on, his team, people like Oguzhan Beyaz and Rahsan Gulsan will gain a renewed understanding of the expression “journalist integrity”.

As for the newspaper editorial guidelines being just an expression of people’s complains we sincerely hope Mr. Altayli will do his best to avoid the masses to take control of his paper. Much in the same way we hope his newspaper will not become the voice of xenophobic, racist and anti-gay groups (and there are many of us amongst us), it shouldn’t become a voice for those who advocate animal cruelty and mass poisoning in our cities (and there are many of those either!)

Kind regards

Viktor Larkhill

Aç, susuz… Aşılı! Hayvanlarımızdan ne istiyoruz?

In Uncategorized on July 1, 2009 at 9:43 am
Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Well fed, happy.... Vaccinated!

Well fed, happy.... Vaccinated!

Aç, susuz… Aşılı!

Hayvanlarımızdan ne istiyoruz?

Bugün, popüler gazetelerimizden HaberTürk’ün İstanbul ekinde başlığı şöyle olan bir haber çıktı:

“Aşılılar ama saldırıyorlar!”

Haberin görselindeki seçimleri ise birkaç yüz metre uzaktan çekilmiş bir anne-kız ve onları bir yudum ekmek umuduyla takip eden ve mutlulukla kuyruk sallayan bir köpek sürüsü.

Bu aslında bir sürpriz değil. İstanbul bölümü gazetenin çıktığı ilk günlerden beri sokak hayvanları meselesine olumsuz bir havada yaklaşıyor. Şaşırtıcı olan gazetenin başındaki Fatih Altaylı başta olmak üzere pek çok yazar ve çalışanının hayvanlara olan sevgisine rağmen bu durumun sürüyor olması. Grubumuzda HaberTurk’ten pek çok üyemiz olduğunu da biliyoruz.

Habercilikte doğrulukla ilgili yüzlerce özlü söz var. Basın, demokrasinin ayarının sağlanmasında çok önemli bir yer tutarken bir taraftan da habercilik standartlarından ve editoryal doğrulardan taviz verenler son derece tahrip edici sonuçlara yol açabilirler.

Türkiye’deki hayvan hakları konusu doğru yolu bulmaya başlamışken, ilerici bir Hayvan Hakları Yasası daha da güçlendirilerek uygulamaya sokulurken, ve her şeyden önemlisi tabandan gelen eğitsel hareketlerin toplumun, özellikle de geçlerin ve çocukların bilinç ve farkındalığını arttırmakta olduğu şu dönemde sözde bir gazetecinin popülist bir tavırla yazdığı bu haber, her gün gazetesinden doğruyu ve yanlısı takip etmeye çalışan kitleleri yanlış yönlendirmektedir.

Bu ülkede, konuyla ilgili tavırlarında dengeli, adaletli ve prensip sahibi pek çok gazeteci bulunuyor. Bu insanlar Türkiye’nin en önde gelen gazetelerinde yazıyor ve halkımıza “doğruluk” denen dar patikada önderlik ediyorlar.

Tabii bir de diğerleri var…

Sayın Fatih Altaylı’ya söylemek istediğimiz şu: Ne kadar arzu etsek de aşı açlık ve susuzluğa çare değildir, aynen cehalet ve dar görüşlülüğe olmadığı gibi.

Lütfen, saygılı bir dille, Fatih Altaylı’ya HaberTürk’ün sokak hayvanlarıyla ilgili editoryal tavrına katılmadığınızı bildirin.

Lütfen bu mektubu kopyalayarak Fatih Altaylı’ya gönderin.

İletişim:     faltayli@htgazete.com.tr

faltayli@cyh.com.tr

Sayın Altaylı,

Gazetenizi çıktığı günden beri izlemekte olan, ve piyasadaki örneklerinden çok daha ilerici ve öncü niteliklerinden ötürü takdir eden bir okurunuz olarak size, özgür düşünceye ve güçsüz ve ünsüz de olsa haklıyı savunmaya yönelik tavrınızdan ötürü teşekkür ederim.

HaberTürk, Türkiye’de gazeteciliğin uzun süredir arayışında olduğu taze bir nefes olmuştur. Eminim pek çok okur benimle aynı düşünceyi paylaşacaktır.

Ancak, gazetenizin ilk günlerinden itibaren İstanbul ekinde ulusal bölümlerin tam tersine bir “sokak hayvanları politikası” izlendiği görülmektedir.

Ulusal gazete ne kadar insancıl, ne kadar doğrudan ve iyiden yanaysa İstanbul o kadar “sokak hayvanları korkutuyor” “başıboş hayvanlar saldırıyor” “korkudan dışarı çıkamıyoruz” türünden kışkırtıcı ve hayvanları heddef gösteren nitelikte haberler geçmektedir.

Bunun en son örneği ise bugün gazetenizde yayınlanan “Aşılılar ama saldırıyorlar” başlıklı, bir anne kızı bir lokma yemek için takip eden aç ve susuz bir kopek grubunu gösteren haberdir.

Sevgili Altaylı, uygar bir ülke özlemimiz içinde herbirimizin üzerine düşen görevi yapmak zorunda olduğu bir dönemdeyiz. Gazeteniz de bu uğurda savaş vermekte ve beğeniyle kabul görmektedir. Sizden, ülkemizin aklıbaşında hayvanseverleri olarak dileğimiz, lütfen editoryal masanızda (İstanbul eki) bu konuda daha dikkatli ve duyarlı davranılması ve bu çaresiz ve suçsuz hayvanların hedef haline getirilmemesidir.

Sizin de bir hayvansever ve savunmasızı nasıl her pahasına savunmaya hazır olduğunuzu çok iyi bildiğim için bu mektubun yerine ulaştığına eminim.

Saygılarımla,


Lütfen bu bağlatıyı ilgileneceğini düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

Viktor Larkill

What do we want from our animals?

In Uncategorized on July 1, 2009 at 9:35 am
Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Hungry, Thirsty.... Vaccinated.

Well fed, happy.... Vaccinated!

Well fed, happy.... Vaccinated!

What do we want from our animals?

Today the popular newspaper Haberturk, in its İstanbul edition published an article with the following headline:

“They are vaccinated but they attack”

To illustrate that insidious statement they choose to published picture taken from a few hundred meters away of a group of stray dogs happily wagging their tails whilst following a lady and her daughter in the hope of a piece of bread, perhaps.

This doesn’t come as a surprise as the newspaper Istanbul edition has been covering the stray animal issue in a negative light since its beginning. What is surprising is that the Editor in Chief of this newspaper, Fatih Altaylı is known for his love for animals and so do most of the writers in this newspaper. We, in fact have quite a few members in our group who work for HaberTurk.

There are hundred quotes out there that deal with the necessity of integrity in journalism. The Press, as much as it is needed to keep democracy in check can become a very destructive force when those in charge of keeping its editorial integrity fail to do what is right.

The article of today is one of such examples.

At a time when Turkish animal welfare seems to be finding the correct path, at a time when the country’s progressive Animal Welfare Law is being modified and strengthened, at a time of expanding awareness and reflection about our shortcomings, of unprecedented grassroots and education efforts addressed to the youth in order to shape the nation there comes a so-called-journalist, publishing an misleading article in a paper read the masses who are daily trying to decide what is right and what is wrong.

There are many great journalists in this country known by their balanced, fair and principle stance on the issues that matter. They write for some of the leading newspapers in Turkey and they face a daily struggle trying to lead this nation through a narrow path of integrity.

And then there are the others…

We would like to say this to Mr Fatih Altaylı: As much as we would love it to be vaccination is not a remedy for hunger and thirst. Neither is it for people’s ignorance and bigotry

Please write to Fatih Altaylı and respectfully express your rejection at Haberturk’s editorial line on Stray Dog issues.

Please copy and send the following letter to Fatih Altayli

faltayli@htgazete.com.tr

faltayli@cyh.com.tr

Sayın Altaylı,

Gazetenizi çıktığı günden beri izlemekte olan, ve piyasadaki örneklerinden çok daha ilerici ve öncü niteliklerinden ötürü takdir eden bir okurunuz olarak size, özgür düşünceye ve güçsüz ve ünsüz de olsa haklıyı savunmaya yönelik tavrınızdan ötürü teşekkür ederim.

HaberTürk, Türkiye’de gazeteciliğin uzun süredir arayışında olduğu taze bir nefes olmuştur. Eminim pek çok okur benimle aynı düşünceyi paylaşacaktır.

Ancak, gazetenizin ilk günlerinden itibaren İstanbul ekinde ulusal bölümlerin tam tersine bir “sokak hayvanları politikası” izlendiği görülmektedir.

Ulusal gazete ne kadar insancıl, ne kadar doğrudan ve iyiden yanaysa İstanbul o kadar “sokak hayvanları korkutuyor” “başıboş hayvanlar saldırıyor” “korkudan dışarı çıkamıyoruz” türünden kışkırtıcı ve hayvanları heddef gösteren nitelikte haberler geçmektedir.

Bunun en son örneği ise bugün gazetenizde yayınlanan “Aşılılar ama saldırıyorlar” başlıklı, bir anne kızı bir lokma yemek için takip eden aç ve susuz bir kopek grubunu gösteren haberdir.

Sevgili Altaylı, uygar bir ülke özlemimiz içinde herbirimizin üzerine düşen görevi yapmak zorunda olduğu bir dönemdeyiz. Gazeteniz de bu uğurda savaş vermekte ve beğeniyle kabul görmektedir. Sizden, ülkemizin aklıbaşında hayvanseverleri olarak dileğimiz, lütfen editoryal masanızda (İstanbul eki) bu konuda daha dikkatli ve duyarlı davranılması ve bu çaresiz ve suçsuz hayvanların hedef haline getirilmemesidir.

Sizin de bir hayvansever ve savunmasızı nasıl her pahasına savunmaya hazır olduğunuzu çok iyi bildiğim için bu mektubun yerine ulaştığına eminim.

Saygılarımla,

Please forward this link to those who care.

Viktor Larkhill

Let’s Adopt!