Viktor Larkhill

Archive for November, 2009

Kucak dolusu teşekkür – A big thank you

In Uncategorized on November 5, 2009 at 8:12 pm
Thank you Claire

Thank you Claire

 

Kucak dolusu teşekkür…

Dün başladı… Bugün öğle saatlerinde tavan yaptı ve sizlerin bu satırları okuduğu şu dakikalarda halen sürüyor…

Bugün binden fazla doğum günü mesajı aldım. Tek kelimeyle inanılmaz, müthiş bir rakam…

Bu gün, birçok nedenden benim için çok özel ancak Viktor Larkhill olarak yalnızca bir sembol. Asıl doğum günümün yazın tam ortasına denk geldiğini düşünürsek, bu samimi mesajları ancak Let’s Adopt’a duyulan sevginin ortak bir göstergesi olarak kabul edebilirim.

Kucak dolusu sevgiler…

Viktor

 

—–

Thanks Limon, Defne and Cenk

Thanks Limon, Defne and Cenk

A big thank you

It started early yesterday… peaked today at midday, it continues as we speak.

Today I have received over 1000 birthday greetings. A completely overwhelming amount.

This means a lot of me for a variety of reasons but as Viktor Larkhill is nothing but a symbol and my real birthday is right in the middle of summer I can only accept this expression of goodwill as a collective expression of love to Let’s Adopt!.

Lots of love.

Viktor

 

Lucy! ACİL!!!! Lucy! IMPORTANT!!!

In Uncategorized on November 3, 2009 at 2:26 pm
Lucy

Lucy

Lucy! ACİL!!!!

İki ay kadar önce üyelerimizden biri bize dertli bir mesaj gönderdi. Çok kötü durumda bir kediyi kurtarmıştı. Yardımımıza ihtiyacı vardı, çok çaresizdi.

Olaya el koyduk… ve Lucy’yle tanıştık (ve tabii bu üyemiz de derhal ortadan kayboldu).

Lucy Tam anlamıyla ölümün kapısından döndü. Tedavisi sırasında FIV olduğunu öğrendik.Aynı zamanda önceki sahibinin ticari mama kullanması nedeniyle bütün dişlerini kaybetmişti. Hepsini!

Bugün Lucy, virüsü taşımasına rağmen sağlıklı bir kedi. FIV sadece kan ve cinsel ilişkiyle geçebiliyor. Kısır ve dişsiz bir kedinin hastalık bulaştırma olasılığı çok ama çok düşük. Yine de sağlıklı bir kediye FIV bulaşmasını önlemek istiyoruz.

Bugün sizden şunu rica ediyorum. Bana bu olağanüstü güzellikteki kedi için bir ev bulmama yardımcı olun. Bu evde tek kedi olmalı. Diğer bir alternatif de başka bir FIV’li kediyle beraber olması.

Lütfen kendi yakın çevrenize sorun, güvendiğiz veteriner hekiminize danışın, bellki FIV’li bir kedisi olan bir aile tanıyordur. Onlar Lucy’yi sahiplenmenin ne demek olduğunu anlayacaktır.

Lucy 2 aydır kafeste. Onu oradan bir an önce çıkartmamız lazım. Sahip Çıkalım!’ın şu andaki en acil vakası.

“Kediciyim” diyorsanız ve kediniz yoksa bu fırsat sizin… Lucy’nin hayatını kurtarabilirsiniz.

Lütfen yardım edin!

Viktor Larhill

v.larkhill@googlemail.com

—–

Lucy

Lucy

Lucy… EMERGENCY!!!!!

A couple of months ago one of our members wrote to us a desperate letter.

She had rescued a cat in a terrible condition. She needed our help, she was absolutely desperate.

We took over the case…. and we met Lucy (and of course the member disapeared immediately never to be seen again)

Lucy was, literally, brought back from death. During the treatment it came out that she had FIV. Lucy also lost all her teeth due to the fact that her previous owner fed her commercial food. All of them.

Today Lucy is a healthy cat, although she carries this virus with her. FIV is only contagious through blood and sexual contact so the chances of contagion are minimum. Still, we want to minimize any risk of contagion to a healthy cat.

So today I am asking you this.. help me find a home for this amazingly beautiful and special cat. I need a home where she will be the only cat, another alternative is to find a home where there is another cat with FIV.

So please, ask in your immediate circle, give a call to your trusted vet and ask him if he knows of any family that has a FIV cat, they will understand and they are likely to adopt Lucy.

Lucy has been in a cage for the last two months. We need to get her out of there immediately. She is an absolute emergency for Let’s Adopt!.

You are a cat person but you have no cat at the moment. Look at Lucy, you could save her life.

Please help.

v.larkhill@googlemail.com

Yeni salgın: Hayvanlar üzerinden ırkçılık! – A new disease, Animal Nationalism!

In Uncategorized on November 2, 2009 at 12:42 pm
Racist Brain

Racist Brain

Yeni salgın: Hayvanlar üzerinden ırkçılık!

Kimi zaman insanlar soruyor: Sana göre bu ülkenin en büyük sorunu ne?

Türkiye muhteşem bir yer. Her yerden zekâ, enerji ve gençlik dolup taşıyor. Son derece konuk sever harika insanlar. Burada olduğum için gerçekten çok mutluyum.

Yine de toplumdaki en endişe verici olgunun, bence, hangisi olduğunu söylemem gerekirse cevabım açık: Aşırı-milliyetçilik.

Aşırı-milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı (ksenofobi) bu topraklarda doğmadı. Bu kavram insanoğlu kadar eski. Aşırı-milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı, ilkel toplumlarda, toplumu işgalci yabancılardan korumak amacıyla oluştu/oluşturuldu (söyleniyor ya da tahmin ediliyor). Ancak sorun şu ki, bu kavram pratikte hiçbir zaman yürümedi. Toplumu güçlendirmesi gerekirken onu zayıflattı. Zayıflattı çünkü tanımı, toplumu oluşturan insanları kısıtlıyordu. Sonuçta aşırı-milliyetçi bu düşman görüşü benimseyen kişiler, toplumun en alt kademesinde, “öteki”ne karşı her daim bir nefret (ve korku) besleyerek marjinal bireyler olarak yaşamayı seçtiler. Ve yalnız ve yalnız kendi bakış açıları paylaşan kişilerle iletişim kurabildiler.

Aşırı-milliyetçilik bu ülkeye has bir olgu olmasa da, benim gördüğüm kadarıyla, yalnızca Türkiye ve Yunanistan’da var olan bir kavram var: “Yabancı düşmanı-ırkçı hayvan sever”

Türkiye’deki hayvan severlerden bir kısmının nasıl olup da böyle bir delilik seviyesine inebildiği beni aşıyor. Üzücü olan nokta şu ki, böyle bir kesim var. Nasıl olur da zavallı ve acı çeken bir sokak köpeğini aşırı-milliyetçi bir sembole dönüştürebilirsiniz?.. Gerçek ve tek amacı hayvan kurtarmak olan bir eğilimi/hareketi nasıl olur da hayvan ölülerinin başında aşırı-milliyetçi ağıtlar yakılan bir gösteriye dönüştürürsünüz?.. Bunlar beni kat be kat aşıyor.

Türkiye’deki “hayvan hareketi”nin arkasındaki karanlık sır işte bu. Sayıları hiç de azımsanamayacak rakamları bulan bu kişiler, içlerinde en ufak bir sevgi kırıntısı ya da yaşam hakkına saygı barındırmadan, yalnızca toplumda bir yer edinebilmek, bir “kesim”e ait olabilmek adına bu yola giriyorlar. Hayvanlara yardım etmek isteyenlerin büyük çoğunluğu, sevecen ve her zaman yardıma hazır harika insanlarla tanışıyor. Ancak birkaç talihsiz kişi, yanlış yola sapıp yanlış gruplarda kayboluyor: Bu gruplar nefret ve “öteki”ne duyulan korkuyla hareket ediyor. Öyle ki kendi kendine yetemeyen bu kişiler, aralarında canavar yabancıların Türk hayvanları üzerinden çıkar sağlamaları ve sokak köpeklerini Çin lokantalarına satmaları vs gibi komplo teorileri bile üretiyorlar. Bir komplo kuramcısının hayal gücü sınır tanımaz…

Bu hastalığın tedavisi yok. Ancak öyle görünüyor ki hastalık, aileleri tarafından kalıtsal olarak beyinlerine kazınan birkaç kişiden öteye de gitmiyor. Sorun şu ki, buradaki problem yalnızca genetik değil. Birkaç kişiyle sınırlı kalabilecek olan bu hastalık, Internet aracılığıyla bulaşıcı ve yaygın bir hal alıyor.

Yukarıda okuduğunuz yazının hiçbir bilimsel dayanağı yok. Tek kaynağı, yaklaşık yedi yıldır bu ülkede yaşamanın ve başta ve özellikle hayvanların refahı olmak üzere tüm ülke sorunlarını yakından takip etmemin bana öğrettikleri. Tam altı yıldır bu hasta beyinlerin içi boş saçma sapan komplo teorilerini dinliyorum. Kim olduklarını açıklamak isterdim ancak o kadar kalabalıklar ki!..

Sahip Çıkalım!.. ile neden bu kadar övündüğümü, gurur duyduğumu biliyor musunuz? Hepinizle gurur duyuyorum… Öncelikle kurtardığınız hayvanlar ve harika hikâyeleri ve ikinci olarak da toplumda geldiğimiz nokta için… Ancak gururumun en önemli ve ana nedeni, bu grubun beni sizler gibi insanlarla buluşturması ve her gün hayat kurtarıyor olmamız. Yalnız hayvan hayatından söz etmiyorum burada. Aynı zamanda, milliyeti bir “kriter” olarak görmeyen hayvan sahiplerini, Sahip Çıkalım!.. aracılığıyla, en büyük desteği alacağı hayvan dostlarıyla bir araya getiriyoruz. Sizler gibi insanlar…

İşte bu yüzden, Sahip Çıkalım!..’ın bugün dünyanın her köşesinden üyesi var. Sekiz ayrı ülkede aktif olarak hayat kurtarıyoruz (Sahip Çıkalım!.. Fransa dün kuruldu.) Türk-temelli hiçbir grup bu başarıya ulaşamadı ya da bu kadar kalabalık bir deha ve gönül grubu oluşturamadı.

İşte bu yüzden Sahip Çıkalım!..’ı seviyorum.

Lütfen yorum ve fikirlerinizi çekinmeden yazın.

Viktor Larkhill

——–

Hrant Dink killed by nationalisms

Hrant Dink, killed by nationalisms

A new disease: Animal nationalism!

Sometimes people ask me: What do you see as the biggest problem of this country?

Turkey is a wonderful place, filled to the brim with bright, energetic, young things. Wonderful hospitable people. I truly love it here.

Still, when people ask me which one is, to me, the most worrying aspect of this society my answer is clear: ultra-nationalism.

Ultra-nationalism and xenophobia was not invented here, it is something as old as human beings. It developed in the early societies as a way to protect the group against invaders (supposedly or imaginary). The problem is, it never worked. Instead of making societies stronger it weakened them as by definition this attitude limits those who endorse it. As a result, those who sponsor ultra-nationalistic tend to live in the lowest echelons of society, marginalized individuals living in hate (and fear) of the outsider, and only being able to communicate with those who harbor their same views.

Whilst ultra-nationalism is not exclusive of this country, there is a movement which, to my knowledge, is exclusive of Turkey and Greece, and that is the “racist-xenophobic animal lover”.

How did a number of animal lovers in this country descended into such madness is beyond me. The sad fact is, they did. How can you turn an poor and suffering stray dog into an ultra-nationalistic symbol? How can twist the essence of the animal rescue movement to a point where around the dying corpses of animals you manage to scream ultra nationalist anthems is completely beyond me.

This is the dark secret of the turkish animal welfare movement. A great number of those who go into this cause do so no guided by love and respect for living creatures, but as a way to fit into society, to find their way into a group of people. The vast majority of those who reach out will find wonderful compassionate people, always willing to help, but a few unlucky ones will fall into the wrong groups, groups motivated by hate and fear of the foreigner, where a bunch of inadequate individuals exchange conspiracy theories about evil foreigners using Turkish animals for their own gain, selling stray dogs to Chinese restaurants, etc.. etc.. etc.. the imagination of a conspiracy theorist is endless…

There is no cure to this ill, as it seems to be a condition genetically engraved in the diminished brains of a few. The problem is, it is not only genetic, thanks to the internet, it has turned contagious, infectious.

What you have read is by no means supported by scientific evidence, it is merely the outcome of close to seven years of living and breathing the problems of this country, and in particular the issues related to animal welfare. Six years of listening to the mad ramblings of sick people and their conspiracy theories. I would love to give names, but there are so many of them…

You know why I am so proud of Let’s Adopt!? I’m proud of you all not only because of the amazing success stories, the animals saved, the influence we have achieved in this society, the main reason why I am so proud of this group has enabled me to find people like you, and because every day we are saving lives, not only animal lives, but the lives of those animal lovers who, through us, find a great support group of people for whom nationality doesn’t matter. People like you.

And this is why, today, Let’s Adopt! has members all over the world and officially operates in 8 countries (we launched Let’s Adopt (France) yesterday. No turkish-based animal group has achieved this feat, no turkish group has gathered such brilliant group of minds and hearts.

This is why I love Let’s Adopt!.

Feel free to leave a comment HERE

Viktor Larkhill

Haydi Ejder’i bulalım – Let’s Find Ejder!

In Uncategorized on November 1, 2009 at 9:19 pm
Ejder... Missing

Ejder.. Missing

8 Ağustos, Çeşme Alaçatı.
Güzel ve oyuncu bir Pincher, bir daha geri dönmemek üzere sahibinin yanından uzaklaşıyor.
Sahibi çaresizce onu arıyor, ilk aramalar Alaçatı bölgesinde başlıyor fakat daha sonra istikamet Çeşme’ye dönüyor…Bir kaç gün sonra tüm İzmir’de insanlar köpeği arıyorlar.
Adı Ejder. Bir erkek. Kısırlaştırılmamış. Bir grup sokak köpeğini takip etti ve bir daha asla dönmedi.
Bu hikayenin bize ulaşması biraz geç oldu, ama Ejder’in, üyelerimizden biri ya da içimizden birinin bir yakını tarafından kurtarılmış olma ihtimali var.
Sweet Ejder

Sweet Ejder

Sizi fotoğraflarla başbaşa bırakmak istiyorum ve eğer Ejder’in yerini saptamamızda bize yardımcı olabilecek herhangi bir bilgiye sahipseniz, benimle bağlantıya geçmenizi rica ediyorum.
Ejder kısırlaştırılmamıştı. Hayvanları yeniden yuvalandırmak için uğraş verdiğim son altı yılda, karşılaştığım kayıp köpek vakalarının çoğunda hayvanlar erkekti ve kısırlaştırılmamışlardı. Evcil hayvanlarınızı kısırlaştırmanız için tıbbi ve etik açıdan çok fazla gerekçe var ; ama bir tanesi var ki, o da, kısırlaştırılmamış bir erkeğin, doğurgan bir dişinin peşinden giderek gözden kaybolmaya yatkınlığının ÇOKLUĞU.
Muhtemelen Ejder’in yaptığı şey buydu. Ejder’in kayboluşu ve ailesinin çektiği acının boşa gitmesine izin vermeyelim.
Lütfen evcil hayvanlarınızı kısırlaştırın!…
Lütfen!!!
Lütfen!!!

Ejder ile ilgili herhangi bir bilgi için benimle irtibata geçin:v.larkhill@googlemail.com

 

——-

Ejder the gentleman

Ejder the gentleman

Alacati, Cesme, 8 of August.

A beautiful and playful male Pinscher wanders away from his owner never to be seen again.
Her owner looks for him desperatedly, the initial search started in the Alacati area but it soon moved on to Cesme… a few days later
people were looking for him all over Izmir.
His name is Ejder. He is a male. Unneutered. He followed a pack of stray dogs, never returned.
This story has reached us quite late, but there is a chance that Ejder was rescued by one of our members, or someone known by one of us.
I would like to leave you with the pictures and would like to ask you to contact me if you have any information that could help us locate him.

Beautiful Ejder

Beautiful Ejder

Ejder was not neutered. In the last six years of dealing with rehoming stray animals I have found that the vast majority of lost dogs I have come across were male, and they were not neutered. There are many reasons, medical and ethical to neuter your pets, but there is an even more clear one, an unneutered male is VERY likely to follow a fertile female and dissapear… this is probably what Ejder did. Let Ejder dissaprearance and the suffering on his family not to be in vain.
Please neuter your pets!..
Please!!!!
Please!!!!
For any information related to Ejder please contact me:
v.larkhill@googlemail.com